Kategori arşivi: Zaz

Zaz Lyrics, Zaz Türkçe Çevirileri

ZAZ – Cette Journée

ZAZ Cette Journée Türkçe Çevirisi

Bu gün

Bu gün bize ait ve hiç bir önemi yok

benim ne olduğumun, senin nereli olduğunun

Bir şeyler anımsayacağız bu günden

Bütün bir yaşam olan bu günden

Sanki “durdur” tuşuna basmış gibi

Sen nesin ve ben nereliyim

Birbirimize söylediğimiz her şey sanırım

Gerçek yaşamımın yolu üzerinde ayrıldığımızın ertesi günü

gözlerinde başka bir renk, biraz ve yasak

severek ayrılmışız gibi

pişmanlık acısı duymadan

bir anlaşma gibi ve her zaman için

gizlice öpüşmelerimizden bir parça

Bu gün bize ait ve hiç bir önemi yok

benim ne olduğumun, senin nereli olduğunun

Bir şeyler anımsayacağız bu günden

Bütün bir yaşam olan bu günden

Sanki “durdur” tuşuna basmış gibi

Sen nesin ve ben nereliyim

Birbirimize söylediğimiz her şey sanırım

Birbirimize söylediğimiz her şey sanırım

Ve yıllar geçse de

yüzünden ve gülüşünden

sık sık düşünsem de kokunu ve iççekişlerini,

sorarak ekndime yeniden nedenini,

artık bilmiyorsam kim olduğumu, sen ve ben olmadan önce birkaç saat sonsuza dek

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bu gün bize ait ve hiç bir önemi yok

benim ne olduğumun, senin nereli olduğunun

Bir şeyler anımsayacağız bu günden

Bütün bir yaşam olan bu günden

Sanki “durdur” tuşuna basmış gibi

Sen nesin ve ben nereliyim

Birbirimize söylediğimiz her şey sanırım

Cette journée nous appartient, et ne remettra rien en cause, ce que je suis ni d’où tu viens,

On en retendra quelque chose,

Cette journée pour toute une vie,

Comme si on avait mis sur pause

Ce que tu es et d’où je suis,

Tout ce qu’on s’est dit je suppose,

Au lendemain de nos adieux sur le chemin de ma vraie vie,

Une autre couleur dans les yeux un peu de peur et d’interdit,

Comme on s’est laisse par amour,

Sans la tristesse des regrets,

Comme un accord et pour toujours,

Un peu de nos caresses en secret,

Cette journée nous appartient, et ne remettra rien en Cause, ce que je suis ni d’où tu viens,

On en retendra quelque chose,

Cette journée pour toute une vie,

Comme si on avait mis sur pause

Ce que tu es et d’où je suis,

Tout ce qu’on s’est dit je suppose,

Tout ce qu’on s’est dit je suppose

Et si les années sont passées,

Sur ton visage et son sourire,

Si j’ai bien souvent repensé à ton odeur et à tes soupirs, à me redemander pourquoi,

Si je ne sais plu qui j’étais, avant que ce soit toi et moi, pour quelques heures a tout jamais,

Cette journée nous appartient, et ne remettra rien en Cause, ce que je suis ni d’où tu viens,

On en retendra quelque chose,

Cette journée pour toute une vie,

Comme si on avait mis sur pause

Ce que tu es et d’où je suis,

Tout ce qu’on s’est dit je suppose…

ZAZ – Si

ZAZ Si Türkçe Çevirisi

Si j’étais l’amie du bon Dieu

Eğer Tanrı’nın arkadaşı olsaydım

Si je connaissais les prières

Duaları bilseydim

Si j’avais le sang bleu

Soylu birisi olsaydım

Le don d’effacer et tout refaire

Silme ve herşeyi yeniden yapma yeteneğim olsaydı

Si j’étais reine ou magicienne

Kraliçe ya da sihirbaz olsaydım

Princesse, fée, grande capitaine

Prenses,peri,soylu bir alayın

D’un noble régiment

Büyük lideri…

Si j’avais les pas d’un géant

Dev gibi adımlarım olsaydı

Je mettrais du ciel en misère

Sefalete cennetten bir parça

Toutes les larmes en rivière

Bütün gözyaşlarını ırmağa katardım

Et fleurirais des sables où file même l’espoir

Umudun bile akıp gittiği kumları çiçeklerle süslerdim

Je sèmerais des utopies, plier serait interdit

Ütopyalar ekerdim,eğilmek yasak olurdu

On ne détournerait plus les regards

Artık,bakışlarımızı başka yöne çevirmezdik

Si j’avais des milles et des cents

Binlerim ve yüzlerim olsaydı

Le talent, la force ou les charmes

Efendilerin, güçlülerin yeteneği,

Des maîtres, des puissants

Gücü veya cazibeleri bende olsaydı

Si j’avais les clés de leurs âmes

Onların ruhlarının anahtarları bende olsaydı

Si je savais prendre les armes

Silah tutmayı bilseydim

Au feu d’une armée de titans

Devler ordusunun ateşinde

J’allumerais des flammes

Ateşler yakardım

Dans les rêves éteints des enfants

Çocukların sönük hayallerinde

Je mettrais des couleurs aux peines

Hüzünlere renkler katardım

J’inventerais des édens

Cennetler keşfederdim

Aux pas de chances, aux pas d’étoiles, aux moins que rien

Şansı olmayanlara,yıldız olmayanlara,önemsiz olanlara

Mais je n’ai qu’un cœur en guenille

Ama sadece paçavralar içinde bir kalbim,

Et deux mains tendues de brindilles

Ve ince dallar gibi uzanmış iki elim,

Une voix que le vent chasse au matin

Sabahleyin rüzgarın dağıttığı bir sesim var.

Mais si nos mains nues se rassemblent

Ama çıplak ellerimiz bir araya gelirse

Nos millions de cœurs ensemble

Milyonlarca kalplerimiz birlikte

Si nos voix s’unissaient

Eğer seslerimiz birleşseydi

Quels hivers y résisteraient ?

Hangi kışlar buna karşı koyardı ?

Un monde fort, une terre âme sœur

Güçlü bir dünya,can kardeşi bir dünyayı

Nous bâtirons dans ces cendres

Bu küllerde inşa edeceğiz

Peu à peu, miette à miette

Azar azar,parça parça

Goutte à goutte et cœur à cœur

Damla damla ve kalp kalp

Peu à peu, miette à miette

Azar azar,parça parça

Goutte à goutte et cœur à cœur

Damla damla ve kalp kalp

Çeviren:Ahmet KADI

ZAZ – Port Coton Türkçe Çevirisi

ZAZ – Port Coton Çevirisi

Quoi que tu fasses, je ne sais pas
ce que ça remplace
et derrière nous
c’est encore à l’ombre
faut-il encore qu’on raconte
que quelques chose nous revienne
faut-il qu’on soit seul sur terre,
ici aussi

Boire pour la soif, je ne sais pas
ce qui de nous deux restera
tu dis mais je ne regarde pas
je n’ai jamais vu la mer
mais j’en ai vu des noyés
comment fais-tu pour oublier,
pour oublier
et la pluie qui revient dans nos voix
pas une chanson, je ne pense à toi
dans ce monde inhabitable
il vaut mieux danser sur les tables
à Port Coton qu’on se revoit,
qu’on se revoit

Et quoi que je fasse,
je ne sais pas ce que ça remplace
et derrière nous
c’est encore à l’ombre
aller auprès des phares
et la vie est sans fard
à Port Coton qu’on se revoit
dans ce monde inhabitable
il vaut mieux danser sur les tables
à Port Coton qu’on se revoit,
qu’on se revoit

——————————
Türkçe
Coton Limanı’ nda

ne yaparsam yapayım
tutmaz hiçbirşey yokluğunun yerini
arkamızda bıraktığımız gölgeler varken hala
yeniden başlamamız gerektiğini itiraf etmeli miyiz
bu hayatta yalnız kalmak zorunda mıyız

ikimize içerken ikimizden
ne kalır geriye bilmiyorum bizden
anlatılanları dinlemiyorum bile
denizde boğulanlar gördüm
daha önce denizi hiç görmeme rağmen
unutmayı sen gibi beceremiyorum işte
yağmurun sesinde bile gülüşmelerimizi duyuyorum
içinde sen olmayan şarkılar düşünemiyorum artık
bu ıssız hayatı doldurmak için Coton limanında masalar arasında dans etmektir en iyisi
ki belki orada yeniden karşılarız

ne yaparsam yapayım
tutmaz hiçbirşey yokluğunun yerini
arkamızda hala bıraktığımız gölgeler varken
yalansız hayatlarla
deniz fenerlerine doğru yol almalıyız
kimbilir belki Coton limanında yeniden karşılarız
bu ıssız hayatı doldurmak için Coton limanında masalar arasında dans etmektir en iyisi
ki belki orada yeniden karşılarız

ZAZ – Nous Debout Türkçe Çevirisi

ZAZ – Nous Debout Çevirisi

Qui dit,
Kim diyor ki

Qu’on ralentit
Biz hızımızı azaltıyoruz

Ça déraille et puis
Raydan çıkıyor ve sonra

On a les mains plein d’cambouis
Ellerimizin her yeri makine yağı

Qui dit,
Kim diyor

Qui dit ‘tant pis”
Kim ‘ne yazık” diyor

le vernis s’écaille,
Vernik kavlıyor

Fini, c’est fini…
Bitti, bitti…

Qui dit
Kim diyor ki

Les briques et le gris
Tuğlalar ve gri renk

La ferraille, les débris
Hurda ve molozlar

On a les mains plein d’cambouis
Ellerimizin her yeri makine yağı

Qui dit
Kim diyor ki

Quand vient la nuit
Akşam olduğu zaman

la télé qui bâille
Televizyon esnetiyor

l’ennui, l’ennui…
Can sıkıntısı,can sıkıntısı…

Soulève, soulève-toi
Kaldır,ayaklan

Au-dessus des toits, des ardoises
Çatıların,arduvazların üzerinde

Soulève, relève-toi
Kaldır,ayağa kalk

On s’enlise ici dans la vase
Burada çamura batıyoruz

[Nakarat:]
Nous debout, debout,
Ayakta duruyoruz,ayakta

Même les pieds dans la boue
Ayaklarımız çamurdayken bile

On voit les étoiles jusqu’au bout…
Yıldızları görüyoruz sonuna kadar…

Nous debout, debout,
Ayakta duruyoruz,ayakta

Même les pieds dans la boue
Ayaklarımız çamurdayken bile

Elles se dévoilent jusqu’à qu’à nous…
Yıldızlar açığa çıkıyorlar bize kadar…

Nous debout, debout,
Ayakta duruyoruz,ayakta

Même les pieds dans la boue
Ayaklarımız çamurdayken bile

On voit les étoiles jusqu’au bout…
Yıldızları görüyoruz sonuna kadar…

Qui dit
Kim diyor ki

les carreaux salis
Kirlenmiş fayanslar

la grisaille et la pluie
Grilik ve yağmur

On patauge dans la bouillie
Çamura bata çıka yürüyoruz

Qui dit
Kim diyor ki

Qu’on est maudits
Biz lanetliyiz

Que la vie tiraille
Hayat sıkıntı veriyor

İci, ici…
Burada,burada…

Qui dit,
Kim diyor ki

Qu’on ralentit
Biz hızımızı azaltıyoruz

Ça déraille et puis
Raydan çıkıyor ve sonra

On a les mains plein d’cambouis
Ellerimizin her yeri makine yağı

Soulève, un peu nos rêves
Kaldır,biraz hayallerimizi

Au-dessus des toits, des falaises
Çatıların,kayalıkların üzerinde

Soulève, il faut qu’on s’élève
Kaldır,yükselmemiz lazım

On s’enlise dans la terre glaise
Balçıklı toprağa batıyoruz

(Nakarat)
Qui dit
Kim diyor ki

Qu’on ralentit
Biz hızımızı azaltıyoruz

Pourquoi rester accroupi
Neden yığılıp kalalım
Çeviren:Ahmet KADI

ZAZ – J’aime A Nouveau Türkçe Çevirisi

ZAZ – J’aime A Nouveau Çevirisi

Des rafales d’émotions
M’envahissent et me saoulent
Et si l’illusion
M’en fait perdre la boule
Alors j’suis folle, j’suis folle, j’suis folle
Des couleurs dans les yeux
Bien plus encore
Des envies plein les cheveux
Et jusqu’au fond de mon corps
Qui crient : “je vis, je vis, je vis”

(refrain)
J’aime, j’aime à nouveau
J’aime, j’aime à nouveau
Et j’m’en étonne chaque jour
Et j’m’en étonne chaque jour
J’aime, j’aime à nouveau
J’aime, j’aime à nouveau
Sans dépendance en retour
Sans dépendance en retour
J’aime, j’aime à nouveau
J’aime, j’aime à nouveau

J’ai redéfini qui je suis
Vous trouverez ça infantile ou futile…

Guerrière de la lumière
Je suis, je serai le meilleur dans mes frères
Je regarde et cultive au pire
J’y crois, j’y crois, j’y crois
Et c’est sans prétention
Que je chante à l’unisson
Nos forces en commun
Pour faire entendre nos voix
La voie c’est toi, c’est toi, c’est toi…

(refrain)

J’ai fait en moi un autre deal
Vous trouverez peut-être ça futile, infantile…

A l’évidence, légère
Cette chanson n’est pas
On est bien trop sur terre
A baisser les bras

*On se cache derrière
Nos carapaces de durs à cuire
On se construit des murs autour de soi
Pour moins ressentir* (x2)

Le jeu du monde
Et je m’en étonne chaque jour
L’enjeu du monde…

——————————————-
Türkçe
Yeniden seviyorum

Duygu rüzgarları
Beni kaplıyor ve rahatsız ediyor
Ve eğer yanılsama
Beni korkutuyor
Sonra deliyim,deliyim,deliyim
Gözlerinde renkler
Ve daha fazlası
Saçlar boyu istekler
Ve bedenimin sonuna kadar
Haykırıyor : ”yaşıyorum, yaşıyorum, yaşıyorum’
(nakarat)
Seviyorum, yeniden seviyorum
Seviyorum, yeniden seviyorum
Ve her gün şaşırıyorum
Ve her gün şaşırıyorum
Seviyorum, yeniden seviyorum
Seviyorum, yeniden seviyorum
Karşılık beklemeden
Karşılık beklemeden
Seviyorum, yeniden seviyorum
Seviyorum, yeniden seviyorum

Kendimi yeniden tanımladım
Bunu çocukça bulursunuz veya nafile

Işığın savaşçısı
Kardeşlerimde en iyisi ben olacağım
Bakıyorum ve yetiştiriyorum en kötü ihtimalle
İnanıyorum, inanıyorum, inanıyorum
Ve iddiasız
Ahenkle şarkı söylüyorum
Ortak güçlerimiz
Sesimizi duyurmak için
Ses sensin, sensin, sensin…

(nakarat)

Kendimde başka bir anlaşma yapıyorum
Belki bunu gereksiz, çocukça bulursunuz

Açıkça, hafif
Bu şarkı değil
Çok fazla dünyadayız
Vazgeçmek

*Arkasında saklanıyoruz
Sert korunaklarımızda
Etrafımıza duvarlar inşa ediyoruz
Daha az hissetmek için* (x2)

Dünyanın oyunu
Ve her gün şaşırıyorum
Dünyanın kazığına…

ZAZ – Trop Sensible Türkçe Çevirisi

ZAZ – Trop Sensible Çevirisi

Trop sensible

Refrain
T’es trop sensible c’est vrai
et les autres voient pas qui tu es,
trop sensible, je sais
moi aussi ça a failli me tuer

Tu t�angoisses, tu paniques, t�es en crise,
quand tu te prends en plein c�ur,
sans pouvoir l�exprimer tout de suite
c�est trop fort ça ferait peur,
solitaire dans ton monde,
tu chantes aux étoiles et câlines la terre
tu sens notre mère qui gronde, à bout
de force mais ne peut plus se taire !
te sens la souffrance comme une bombe,
le tic tac en sourdine,
lest puissants qui nous mènent à la tombe
et se moquent de notre sort en prime,
j�aimerais te dire que ce monde débile
finira par se réveiller
mais j�ai bien peur que ça ne tienne
qu� à un fil mais rassure-toi,
toi tu seras sauvé.

Refrain

Avec ta petite gueule d�ange,
tu nous fais noir des masques colorés
tous ces gens qui te croient innocent,
mais toi tu voyage dans l�obscurité,
avec ta petite gueule d�ange,
tu laisses croue et ne semble qu�indiquer
que dans ta tête y�a que des fleurs,
des sourires, des papillons
et du sucre vanillé.

Je ressens ta souffrance,
je la vois, je l�écoute
être en rage et déçu c�est normal
mais ce n�est pas la seule route,
C�est à toi d�exprimer ta beauté,
d�éclairer de tes yeux,
Si autour de toi rien ne brille,
à toi d�être fort et d�y croire pour eux.

Dans ce monde que fourmille de fantômes
on t�en fera des croche-pieds,
cherche en toi cette lumière
au c�ur d�ange
l�humain est bien plus beau
que ce qu�il n�y paraît,
ne laisse pas l�ignorance te duper,
ne crois pas à leurs mensonges
ils te donnent ce qu�ils peuvent,
ce qu�ils ont, existe en toi bien plus
que ce qu�on t�a inculqué !

Refrain

Türkçe
çok hasssa

çok hassassın, bu doğru.
diğerleri kim olduğunu görmese de,
çok hassassın, biliyorum.
neredeyse beni bile öldürüyordu bu.

endişeli, panik, krizler içindesin
çok duygusal olduğunda
yaşadıklarını anlatamıyorsun hemen.
çünkü çok güçlü, zaten anlatsan bu korkunç olurdu.

kendi dünyanda, yalnız.
yıldızlara şarkı söylersin, dünyayı kucaklarsın.
annemizin gürlemesini duyarsın, bıkkınlığını
artık sessiz kalmaya dayanamamış halini.
tik taklarını yutmuş bir bombanın acıya katlanışını hissedersin.
güçlü olanlar sadece bizi mezarlara götürmez,
ama biz bundan keyif alırız.
sana bu zayıf dünyanın uyandığımızda sona ereceğini söylemek isterdim,
ama korkuyorum,
bir ipin ucunda yalnızca bunun bizi tuttuğuna.
ama merak etme,
sen kurtarılacaksın.

çok hassassın, bu doğru.
diğerleri kim olduğunu görmese de,
çok hassassın, biliyorum.
neredeyse beni bile öldürüyordu bu.

o küçük melek yüzünle,
rengarenk maskelerimizi siyaha çeviriyorsun.
senin masum olduğuna inanan tüm bu insanların aksine,
sen, bilinmezliğin içinde yolculuk ediyorsun.
o küçük melek yüzünle,
sadece inanmalarına izin veriyorsun,
aklında çiçeklerin olduğuna,
gülümsemelerin, kelebeklerin,
vanilya şekerinin olduğuna.

acını hissediyorum,
görüyorum, duyuyorum.
öfkeli ve kırgın olmak normaldir,
ama bu senin tek yolun değil
güzelliğini ifade etmek sana kalmış
eğer etrafında hiçbirşey parlamıyorsa,
gözlerinle ışılda.
güçlü olmak ve onlara inanmak sana kalmış.

bu dünya hayaletlerle dolup taşarken,
seni yanıltmaya çalışacaklar.
içindeki o ışığı ara,
bir meleğin kalbindeki-
zira insan göründüğünden çok daha güzeldir.
bilinmeyenin seni kandırmasına izin verme,
onların yalanlarına inanma.
sana verebileceklerini verirler,
neye sahiplerse-
ama senin içinde daha fazlası var,
onların öğrettiklerinden çok daha fazla.

çok hassassın, bu doğru.
diğerleri kim olduğunu görmese de,
çok hassassın, biliyorum.
neredeyse beni bile öldürüyordu bu.

ZAZ – La Fee Türkçe Çevirisi

ZAZ – La Fee Çevirisi

La Fée

Moi aussi j’ai une fée chez moi
Sur les gouttières ruisselantes
Je l’ai trouvée sur un toit
Dans sa traine brûlante
C’était un matin, ça sentait le café
Tout était recouvert de givre
Elle s’était cachée sous un livre
Et la lune finissait ivre

Moi aussi j’ai une fée chez moi
Et sa traine est brûlée
Elle doit bien savoir qu’elle ne peut pas
Ne pourra jamais plus voler
D’autres ont essayé avant elle
Avant toi une autre était là
Je l’ai trouvée repliée sous ses ailes
Et j’ai cru qu’elle avait froid

Moi aussi j’ai une fée chez moi
Depuis mes étagères elle regarde en l’air
La télévision en pensant
Que dehors c’est la guerre
Elle lit des périodiques divers
Et reste à la maison
A la fenêtre, comptant les heures
A la fenêtre, comptant les heures

Moi aussi j’ai une fée chez moi
Et lorsqu’elle prend son déjeuner
Elle fait un bruit avec ses ailes grillées
Et je sais bien qu’elle est déréglée
Mais je préfère l’embrasser
Ou la tenir entre mes doigts
Moi aussi j’ai une fée chez moi
Qui voudrait voler mais ne le peut pas…

Türkçe
Peri

benim evde bir perim var
yağmur oluklarının üstünde
onu çatıda buldum
kuyruklu yanmış sıcak elbisesi içinde
kahve gibi kokan bir sabah
herşey donla kaplanmıştı
o kitabın altına gizlenmişti
ve ay sarhoş olmaktaydı

benim evde bir perim var
elbisesinin kuyruğu yanmış
o biliyor yapamaz
ve emin tekrar asla uçamaz
senden once digerleride denedi
kanatları altına kıvrılmış sekilde buldum
ve soğuktan üşüdüğünü düşündüm

benim evde bir perim var
raflardan aşağı bakar
televizyona , düşünür
dışarısı onun savaşıdır
çeşitli dergileri okur
ve evde kalır
pencerede saatleri sayar
pencerede saatleri sayar

benim evde bir perim var
ve kahvaltısı bittiğinde
kavrulmuş kanatları ile gürültü yapar
onun ahlaksız oldugunu bilirim
ama ben onu öpmeyi tercih ederim
veya parmaklarim arasinda tutmayı
benim evde bir perim var
uçmak isteyen ama uçamayan

ZAZ – Si Je Perds Türkçe Çevirisi

ZAZ – Si Je Perds Çevirisi

Je me sens brocante, je suis la méchante
Si mes enfants m’invitent je fais la pas contente
et quand ils me visitent je suis la transparente
Je me ressemble pâlotte, je me sanglote
Mes enfants me nettoient, des inconnus me sortent
a croire quand je me vois que je suis déjà morte

Si je perds la memoire il faudrait pas s’inquiéter
C’est que ma vie est au soir d’une triste journée
Si je perds la raison il faudrait pas s’en vouloir
Si ce n’est plus ma maison laissez-moi dans le couloir

Si je perds les pédales, et si ça vous inquiète
Si ça vous fait trop mal, ou je ne sais plus qui vous êtes
Et si je perds la boule n’ayez pas trop pitié
Ma tête est une foule de visages oubliés

Je me sens friperie, je me fais momie
Mes enfants me déplacent comme un vieux manuscrit
et j’ai les feuilles qui cassent, je suis mal écrite

Je me sens bizarre, je m’habille trop tard
Si je repense aux instants où j’ai fait, sans le savoir,
la course avec le temps sans me dire au revoir

Si je perds la memoire il faudrait pas s’inquiéter
C’est que ma vie est au soir d’une triste journée
Si je perds la raison il faudrait pas s’en vouloir
Si ce n’est plus ma maison laissez-moi dans le couloir

Si je perds les pédales, et si ça vous inquiète
Si ça vous fait trop mal, ou je ne sais plus qui vous êtes
Et si je perds la boule n’ayez pas trop pitié
Ma tête est une foule de visages oubliés

Si je perds la memoire il faudrait pas s’inquiéter
C’est que ma vie est au soir d’une triste journée
Si je perds la raison il faudrait pas s’en vouloir
Si ce n’est plus ma maison laissez-moi dans le couloir

Si je perds les pédales, et si ça vous inquiète
Si ça vous fait trop mal, ou je ne sais plus qui vous êtes
Et si je perds la tête n’ayes pas trop pitié
Bientôt je serai bête et vous aurez m’oubliée

Ekleyenin yorumu:
French is not my first language (or second, for that matter). I humbly welcome any corrections. Smile
Try to align
Türkçe
Eğer Kaybedersem

Kötüyüm, ikinci eşya gibi hissediyorum
Eğer çocuklarım beni davet ederse, je fais la pas contente
Ve beni ziyaret ettiklerinde, saydam oluyorum
Soluk hissediyorum, hıçkırıyorum
Çocuklarım beni temizliyor, ve yabancılar beni inandırdı
Ne zaman kendimi görsem zaten ölmüş olduğuma.

Eğer kaybedersem hafızamı, endişelenmeye gerek yok
Yaşamım zaten hüzünlü bir günün akşamı
Eğer kaybedersem aklımı, Kızmayın bana
Eğer ki burası daha fazla evim değilse, Bırakın beni bir koridora

Eğer kontrolü kaybedersem ve bu sizi endişelendirirse
Eğer ki bu sizi çok üzüyorsa, kimsiniz bilemiiyorum
Ve eğer aklımı kaçırırsam, acımayın bana
Aklım, unutulmuş bir yüzün fazlalık bir parçası

Kullanılmış bir eşya gibiyim, bir mumyayım
Çocuklarım bana eski bir elyazması gibi bakıyor
Ve sayfalarım yırtılıyor, kötü yazılıyorum

Eğer ki bilmeden zamanla ,birbirimize hoşçakal demeden, yarıştığımız anları yeniden düşünürsem
Tuhaf hissediyorum, çok geç giyinmişim

Eğer ki kaybedersem hafızamı, endişelenmenize gerek yok
Hayatım hüzünlü bir günün akşamı
Eğer kaybedersem aklımı, Kızmayın
Eğer burası daha fazla evim değilse, bırakın beni koridora

Eğer kaybedersem kontrolümü ve bu sizi endişelendirirse
Eğer bu sizi çok kötü ediyorsa, kimsiniz bilemiiyorum
Ve eğer ki aklımı kaçırırsam, acımayın bana
Aklım, unutulmuş bir yüzün fazla bir parçası

Eğer kaybedersem hafızamı, endişelenmeye gerek yok
Yaşamım zaten hüzünlü bir günün akşamı
Eğer kaybedersem aklımı, Kızmayın bana
Eğer ki burası daha fazla evim değilse, Bırakın beni bir koridora

Eğer ki kontrolü kaybedersem ve bu sizi endişelendirirse
Eğer ki bu sizi çok üzüyorsa, kimsiniz bilemiyorum
Ve eğer aklımı kaçırırsam, acımayın bana
En kısa zamanda aptal olacağım ve beni unutacaksınız.

ZAZ – La Pluie Türkçe Çevirisi

ZAZ – La Pluie Çevirisi

Le ciel est gris la pluie s’invite comme par surprise
Elle est chez nous et comme un rite qui nous enlise
Les parapluies s’ouvrent en cadence comme une danse
Les gouttes tombent en abondance sur douce France

Tombe tombe tombe la pluie
En ce jour de dimanche de décembre
A l’ombre des parapluies
Les passants se pressent pressent pressent sans attendre

On l’aime parfois elle hausse la voix elle nous bouscule
Elle ne donne plus de ses nouvelles en canicule
Puis elle revient comme un besoin par affection
Et elle nous chante sa grande chanson l’inondation

Tombe tombe tombe la pluie
En ce jour de dimanche de décembre
A l’ombre des parapluies
Les passants se pressent, pressent, pressent sans attendre

Tombe tombe tombe la pluie
En ce jour de dimanche de décembre
A l’ombre des parapluies
Les passants se pressent pressent pressent sans attendre

Et tombe… et tombe… et tombe… tombe
—————-
Gökyüzü gri, yağmur bir sürpriz gibi geliyor
Yağmur bizimle, bizim sıkıştığımız bir ayin olarak
Şemsiyeler ritimde dans eder gibi açıldı
Damlalar sık düşüyor tatlı Fransa’nın üzerine

Yağ, yağ, yağ yağmur
Aralığın Pazar gününde
Şemsiyelerin gölgesinde
Yoldan geçenler beklemeden acele ediyor

Bazen sesini yükselttiğinde onu seviyoruz, bizi sallıyor
Ama o yokken, fazla yeni haber yok, sıcak hava dalgaları dışında
Sonra aşkın bir ihtiyacı olarak geri gelir ve harika şarkısını söyler, ‘’sel’
Yağ, yağ, yağ yağmur
Aralığın Pazar gününde
Şemsiyelerin gölgesinde
Yoldan geçenler beklemeden acele ediyor

Yağ, yağ, yağ yağmur
Aralığın Pazar gününde
Şemsiyelerin gölgesinde
Yoldan geçenler beklemeden acele ediyor

Ve yağıyor.. yağıyor.. yağıyor

ZAZ – Le Long De La Route Türkçe Çevirisi

ZAZ – Le Long De La Route Çevirisi

On a pas pris la peine
Zahmet etmedik

De se rassembler un peu
Biraz bir araya gelmeye

Avant que le temps prenne
Zaman çalmadan

Nos envies et nos vœux
İsteklerimizi ve dileklerimizi

Les images, les querelles
İmgeleri,kavgaları

Du passé rancunier
Kinci geçmişin

Ont forgé nos armures
Zırhımızı şekillendirdiler

Nos cœurs se sont scellés
Kalplerimiz mühürlendi

Rester seuls dans son coin
Köşesinde yalnız kalmak

Nos démons animés
Canlı iblislerimiz

Perdus dans nos dessins
Resimlerimizde kayıp

Sans couleur, gris foncé
Renksiz,koyu gri

On aurait pu choisir
Seçebilmeliydik

Le pardon, essayer
Özürü,denemeyi

Une autre histoire d’avenir
Gelecekten başka bir hikaye

Que de vouloir oublier
Sadece unutmayı istemek

(nakarat)

Prenons nous la main
Elele verelim

Le long de la route
Yol boyunca

Choisissons nos destins
Kaderimizi seçelim

Sans plus aucun doute
Hiç bir şüphe olmadan

J’ai foi et ce n’est rien
İnancım var ve bu sadece

Qu’une question découte
Dinleme meselesidir

D’ouvrir grand nos petites mains
Küçük ellerimizi büyük açmak

Coûte que coûte
Ne pahasına olursa olsun

On n’a pas pris la peine
Zahmet etmedik

De se parler de nous
Kendimizden bahsetmeye

Nos fiertés tout devant
Gururumuz en önde

Sans pouvoir se mettre à genoux
Diz çökemeden

Dans nos yeux transparents
Şeffaf gözlerimizde

Le mensonge sur nos dents
Ağzımızda yalanlar

Impossible de le nier
İnkar etmek imkansız

Tout le corps révélé
Tüm beden ortada

(nakarat)

Prenons nous la main
Elele verelim

Le long de la route
Yol boyunca

Laisser vivre la vie
Bırakın,hayatı yaşamak

Glisser sans retenir
Tutmadan kaymak

Mais les mots ne sont que des mots
Ama sözler sadece sözlerdir

Pas les plus importants
Daha önemli değiller

On y met nos sens propres
Sözlere kendi duygularımızı koyarız

Qui changent au gré des gens
İnsanların arzularıyla değişen

C’est con, ce qu’on peut être con
Aptal olabildiğimiz ne kadar aptalca

A se cacher de soi-même
Kendimizden saklanmaktan

C’est con, ce qu’on peut être con
Aptal olabildiğimiz ne kadar aptalca

Car l’autre n’est que le reflet de ce qu’on se met à couvert
Çünkü diğeri,gizlemeye başladığımız şeyin sadece bir yansımasıdır

Si nos schémas encrés
Mürekkepli desenlerimiz

Ne viennent pas nous figer
Gelip bizi dondurmuyorsa

Cest le début de nos rêves
Rüyalarımızın başlangıcıdır

Qui tendent à se confirmer
Doğrulanma eğiliminde olan

tnahks to ayşegül ak