Kategori arşivi: James Arthur

James Arthur Lyrics, James Arthur Şarkı Çevirileri

James Arthur – Say You Won’t Let Go

James Arthur Say You Won’t Let Go Türkçe Çevirisi

[James Arthur]

I met you in the dark

You lit me up…

You made me feel as though

I was enough…

We danced the night away

We drank too much

I held your hair back when

You were throwing up

Then you smiled over your shoulder

For a minute, I’m stone cold sober

I pulled you closer to my chest

Then you asked me, to stay over

I said, I already told ya

I think that you should get some rest

I knew I loved you then

But you’d never know

Cause I played it cool when I was

Scared of letting go

We’ve come so far my dear

Look how we’ve grown

I wanna stay with you

Until we’re grey and old

Just say you won’t let go

Just say you won’t let go

I’ll bring you coffee and

Kiss on your head

I’ll take the kids to school

Put them to bed

Then you smiled over your shoulder

For a minute, I forget that I’m older

I wanna dance with you right now

Then you look over your shoulder

And everyday you get a little better

I wanna dance with you right now

Cause I’m gonna love you till

My lungs give out

I promise till death we part

Like in our vows

Yeah, we’ve come so far my dear

Look how we’ve grown

And I wanna stay with you

Until we’re grey and old

Just say you won’t let go

Just say you won’t let go

Just say you won’t let go

Oh, Just say you won’t, say you won’t, say you won’t

Say you won’t, say you won’t let go

Just say you won’t let go

Just say you won’t let go

Just say you won’t let go

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

(Say you won’t let go…)

[James Arthur]

Seninle karanlıkta tanıştım

Beni aydınlattın

Bana hissettirdin

Yeterli olduğumu

Bütün gece dans ettik

Çok içtik

Saçını arkada tuttum

Sen kusarken

Sonra sen omzunun üstünden gülümsedin

Bir dakika için tamamen ayıldım

Seni göğsüme doğru daha yakına çektim

Sonra sen benden yatıya kalmamı istedin

Dedim ki zaten sana söylemiştim

Bence biraz dinlenmelisin

Seni sevdiğimi biliyordum o zaman

Ama sen asla bilmezdin

Çünkü havalı çocuğu oynadım ben

Bırakmaktan korkarken

Çok yol kat ettik sevgilim

Nasıl büyüdüğümüze bir bak

Seninle kalmak istiyorum

Biz gri ve yaşlı olana kadar

Sadece bırakmayacağını söyle

Sadece bırakmayacağını söyle

Sana kahve getireceğim ve

Başını öpeceğim

Çocukları okula bırakacağım

Onları yatıracağım

Sonra sen omzunun üstünden gülümsedin

Bir dakikalığına büyüdüğümü unuttum

Tam şimdi seninle dans etmek istiyorum

Sonra sen omzunun üstünden bakıyorsun

Ve her gün biraz daha iyileşiyor

Tam şimdi seninle dans etmek istiyorum

Çünkü seni seveceğim

Ciğerlerim solana dek

Söz veriyorum ölüm bizi ayırana kadar

Yeminlerimizdeki gibi

Evet çok yol kat ettik sevgilim

Ne kadar büyüdüğümüze bir bak

Ve seninle kalmak istiyorum

Biz gri ve yaşlı olana kadar

Sadece bırakmayacağını söyle

Sadece bırakmayacağını söyle

Oh, sadece söyle bırakmayacağını, bırakmayacağını, bırakmayacağını

Sadece bırakmayacağını söyle

Sadece bırakmayacağını söyle

Sadece bırakmayacağını söyle

(Bırakmayacağını söyle…)

James Arthur – Back From The Edge

James Arthur Back From The Edge Türkçe Çevirisi

Back from the edge

Kenardan

Back from the dead

Ölümden

Back before demons took control of my head

Şeytanlar kafamı kontrol altına almadan önce geri döndüm

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Oh, he would reach for the stars, yeah

Oh, yıldızlara ulaşacaktı, evet

You can take my home, you can take my clothes

Evimi alabilirsin, elbiselerimi alabilirsin

You can take the drugs I have that nobody knows

Kimsenin bilmediği uyuşturucularımı alabilirsin

You can take my watch, you can take my phone

Saatimi alabilirsin, telefonumu alabilirsin

You can take all I’ve got ’til I’m skin and bone

Bir deri ve kemik kalana kadar elimdeki her şeyi alabilirsin

I don’t want control, I can dig my own hole

Kontrol edilmek istemiyorum, kendi deliğimi kazabiliyorum

I can make my bed and I can lie in it cold

Yatağımı yapabilir ve soğukta yalan söyleyebilirim

‘Cause I don’t need heat, I’ve been burnin’ in hell

Çünkü ısıya ihtiyacım yok, cehennemde yanmaya başlıyorum

But now I’m back with my own story to tell

Ama şimdi kendi hikayemi anlatmak için geri döndüm

Back from the edge

Kenardan

Back from the dead

Ölümden

Back before demons took control of my head

Şeytanlar kafamı kontrol altına almadan önce geri döndüm

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Oh, back from the edge

Back from the dead

Ölümden

Back from the tears that were too easily shed

Çok kolay dökülen gözyaşlarından

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Who would reach for the stars, yeah

Kim yıldızlara ulaşacaktı, evet

They don’t like my lies, they don’t like my songs

Yalanlarımdan hoşlanmıyorlar, şarkılarımdan hoşlanmıyorlar.

Except in karaoke when they’re singing along

Yalnız başına karaoke söylemek dışında

Did you see them build me up? Well I just tear myself down

Onların beni toparladığını gördün mü? O zaman ben de kendimi yıkıyorum

With a smile on my face, I dug my grave in the ground

Yüzümde bir gülümseme ile kendi mezarımı kazdım.

We all make mistakes, we’re so quick to judge

Hepimiz hata yaparız, yargılamakta çok hızlıyız.

It’s hard to forgive when we hold onto a grudge

Kinimizi tuttuğumuz zaman zordur affetmek

So turn down the heat, I’ve been burnin’ in hell

O zaman sıcaklığı azaltın, cehennemde yanmaya başladım

But now I’m back with my own story to tell

Ama şimdi kendi hikayemi anlatmak için geri döndüm

Back from the edge

Kenardan

Back from the dead

Ölümden

Back before demons took control of my head

Şeytanlar kafamı kontrol altına almadan önce geri döndüm

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Oh, back from the edge

Back from the dead

Ölümden

Back from the tears that were too easily shed

Çok kolay dökülen gözyaşlarından

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Who would reach for the stars, yeah

Kim yıldızlara ulaşacaktı, evet

I don’t want control, I can dig my own hole

Kontrol edilmek istemiyorum, kendi deliğimi kazabiliyorum

I can make my bed and I can lie in it cold

Yatağımı yapabilir ve soğukta yalan söyleyebilirim

‘Cause I don’t need heat, I’ve been burnin’ in hell

Çünkü ısıya ihtiyacım yok, cehennemde yanmaya başlıyorum

But now I’m back with my own story to tell

Ama şimdi kendi hikayemi anlatmak için geri döndüm

Back from the edge

Kenardan

Back from the dead

Ölümden

Back before demons took control of my head

Şeytanlar kafamı kontrol altına almadan önce geri döndüm

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Oh, back from the edge

Back from the dead

Ölümden

Back from the tears that were too easily shed

Çok kolay dökülen gözyaşlarından

Back to the start

Başlangıca

Back to my heart

Kalbime

Back to the boy who would reach for the stars

Yıldızlara ulaşmak isteyen oğlana dönün

Who would reach for the stars, yeah

Kim yıldızlara ulaşacaktı, evet

James Arthur – Train Wreck

James Arthur Train Wreck Türkçe Çevirisi

Laying in the silence

Sessizlikte uzanıyorum

Waiting for the sirens

Siren seslerini bekliyorum

Signs, any signs I’m alive still

İşaretler, hala canlı olduğuma dair bir işaret

I don’t wanna lose it

Kaybetmek istemiyorum

I’m not getting through this

Bunu atlatamıyorum

Hey, should I pray, should I fray

Hey, dua mı ermeliyim? Yırtınmalı mıyım?

To myself, to a God

Kendime, Tanrı’ya

To a saviour

Bir kurtartıcıya

Who can.. Unbreak the broken

Kırılmış olanı yenileyebilecek birine

Unsay these spoken words

Söylenenleri geri alabilecek

Find hope in the hopeless

Umutsuzlukta umut bulabilecek

Pull me out the train wreck

Beni bu tren enkazından kurtarabilecek

Unburn the ashes

Külleri söndürecek

Unchain the reactions

Tepkileri serbest bırakabilecek

I’m not ready to die not yet

Ölmeye henüz hazır değilim

Pull me out the train wreck

Beni tren enkazından çıkart

Pull me out, pull me out, pull me out

Beni çıkart, beni çıkart, beni çıkart

Pull me out, pull me out

Beni çıkart, beni çıkart

Underneath our bad blood

Kötü kanımızın altında

We still got a sanctum

Hala bir kutsal bölgemiz var

Home, still at home, still at home, yeah

Ev, hala evde, hala evde.. evet

It’s not too late to build it back

Yeniden inşa etmek in hala çok geç değil

‘Cause a one in a million chance

Çünkü milyonda bir şans

Is still a chance, still a chance

Hala bir şans

And I would take those odds

Ve ben o oranı kabul ederdim

Unbreak the broken

Kırılmış olanı yenileyebilecek

Unsay these spoken words

Söylenmiş sözleri geri alabilecek

Find hope in the hopeless

Umutsuzlukta umut bulabilecek

Pull me out the train wreck

Beni bu tren enkazından çıkartabilecek

Unburn the ashes

Külleri söndürebilecek

Unchain the reactions

Tepkileri serbest bırakabilecek

I’m not ready to die, not yet

Ölmeye hazır değilim, henüz değil

Pull me out the train wreck

Beni tren enkazından çıkart

Pull me out, pull me out, pull me out

Beni çıkart, beni çıkart, beni çıkart

Pull me out, pull me out, pull me out

Beni çıkart, beni çıkart, beni çıkart

You can say what you like ’cause see I would die for you

İstediğini söyleyebilirsin çünkü senin için ölürdüm

I’m down on my knees and I need you to be my God

Dizlerimin üstünde çöktüm ve benim Tanrı’m olmana ihtiyacım var

Be my help, be a saviour who can

Benim yardımım ol, yapabilecek bir kurtarıcı ol

Unbreak the broken

Kırılmış olanı yenileyebilecek

Unsay these reckless words

Söylenmiş acımasız söyleri geri alabilecek

Find hope in the hopeless

Umutsuzlukta umut bulabilecek

Pull me out the train wreck

Beni bu tren enkazından çıkart

Unburn the ashes

Külleri söndürebilecek

Unchain the reactions

Tepkileri serbest bırakabilecek

I’m not ready to die, not yet

Ölmeye hazır değilim, henüz değil

Pull me out the train wreck

Beni bu tren enkazından çıkart

Pull me out, pull me out, pull me out

Beni çıkart, beni çıkart, beni çıkart

Pull me out, pull me out, pull me out

Beni çıkart, beni çıkart, beni çıkart

James Arthur – Let Me Love The Lonely Out Of You

James Arthur Let Me Love The Lonely Out Of You Türkçe Çevirisi

You laugh at all the jokes

Tüm şakalara gülüyorsun

Even the ones you know

Bildiklerine bile

Funny I’m doing that too

Komik, bende aynısını yapıyorum

Alone in a crowded room

Çevrede insanların olduğu bir odada yalnızım

The one string that’s out of tune

Ayarlanmamış tek bir dize

Trust me, I feel like that too

Güven bana, bende öyle hissediyorum

Let me love the lonely out of you

Bırak yalnızlığını seveyim,

Let me love the pain you’re going through

Bırak çektiğin acıyı seveyim,

I think I’ve saved myself by saving you

Sanırım seni kurtarırken, kendimi de kurtardım

Let me love the lonely out of you

Bırak yalnızlığını seveyim

Lighthouse without the lights

Işıkları olmayan bir deniz feneri

You smile without your eyes

Gözlerini katmadan gülümsemen

I know, cause I do that too

Biliyorum, çünkü bende öyle yapıyorum

Your own worst enemy

Kendinin en büyük düşmanısın

You think that no one sees

Kimsenin görmediğini düşünüyorsun

I do, cause I’m like that too

Bende, çünkü bende öyleyim

Let me love the lonely out of you

Bırak yalnızlığını seveyim

Let me love the pain you’re going through

Bırak çektiğin acıyı seveyim

I think I’ve saved myself by saving you

Sanırım kendi kurtarırken kendimi de kurtardım

Let me love the lonely out of you

Bırak yalnızlığını seveyim

We can light a fire to warm our bones

Kemiklerimizi ısıtmak için bir ateş yakabilirsin

This world is much too cold to sleep alone

Bu dünya yalnız uyumak için çok soğuk

Let me love the lonely out of you

Bırak yalnızlığını seveyim

Let me love the pain you’re going through

Bırak çektiğin acıyı seveyim

I think I’ve saved myself by saving you

Sanırım seni kurtarırken kendimi de kurtardım

Let me love the lonely out of you

Bırak yalnızlığını seveyim

Let me love the lonely out of you

Yalnızlığı senden sevmeme izin ver

Let me love the pain you’re going through

Çektiğin acıyı sevmeme izin ver

I think I’ve saved myself by saving you

Sanırım seni kurtarırken kendimi de kurtardım

Let me love the lonely out of you

Yalnızlığı senden sevmeme izin ver

James Arthur – Skeletons

James Arthur Skeletons Türkçe Çevirisi

There’s hidden things

Gizli şeyler var

That you don’t see

Görmediğin

They call ’em skeletons

Onlara iskelet diyorlar

But don’t be scared of them

Ama ben onlardan korkmuyorum

‘Cause you’re still you

Sen hala sensin

And I’m still me

Ve ben hala benim

It’s all irrelevant

Bunların hepsi konu dışı

We all got skeletons

Hepimizin iskeleti var

You could tell me everything

Bana her şeyi söyleyebilirdin

And then we could forget it

Ve sonra unutabilirdik

Baby, you could show me all your demons

Bebeğim, bana tüm şeytanlarını gösterebilirdin

Admit it

Kabul et

You could be a battle

Bir savaş olabilirdin

And the words come back around, around

Ve sözler geri geldi, geri geldi

We going never gotta tell the lions

Asla aslanlara söylemeyeceğiz

Where we’re living

Nerede yaşadığımızı

I could show you demons

Sana şeytanlar gösterebilirdim

Only you could take a minute

Eğer bir dakikan olsaydı

Show me that you’ll be there

Orada olacağını bana göster

When the walls come crashing down

Duvarlar yıkılmaya başladığında

When you’re holding back the words

Sözlerini içinde tuttuğunda

‘Cause you’re afraid of being hurt

Kırılmaktan korktuğun için bunu yapıyorsun

Just let love in

Sadece aşkı kabul et

Just let love in

Sadece aşkı içeri al

Oh, we’re only skin and bone

Ah, biz sadece deri ve kemiğiz

We don’t have to be alone

Bizim yalnız olmamıza gerek yok

Just let love in

Sadece aşkı davet et

Just let love in

Sadece aşkı davet et

I, I, I, I, I, I just let love in

Ben, ben, ben.. aşkı kabul ettim

Just let love in

Sadece aşkı kabul et

Sink or swim

Vazgeç ya da yüz

What will it be?

Hangisi?

We all got skeletons

Hepimizin isketeleti var

Set them free

Onları serbest bırak

But now I’m over it

Ama şimdi ben atlattım

And I’m under you

Ve senin altındayım

So tell me everything

Şimdi bana her şeyi söyle

Take a trip to the moon

Aya bir yolculuğa çık

When you’re holding back the words

Sözlerini içinde tuttuğunda

‘Cause you’re afraid of being hurt

Kırılmaktan korktuğun için bunu yapıyorsun

Just let love in

Sadece aşkı kabul et

Just let love in

Sadece aşkı içeri al

Oh, we’re only skin and bone

Ah, biz sadece deri ve kemiğiz

We don’t have to be alone

Bizim yalnız olmamıza gerek yok

Just let love in

Sadece aşkı davet et

Just let love in

Sadece aşkı davet et

I, I, I, I, I, I just let love in

Ben, ben, ben.. aşkı kabul ettim

Just let love in

Sadece aşkı kabul et

You could tell me everything

Bana her şeyi söyleyebilirdin

And then we could forget it

Ve sonra unutabilirdik

Baby, you could show me all your demons

Bebeğim, bana tüm şeytanlarını gösterebilirdin

Admit it

Kabul et

You could be a battle

Bir savaş olabilirdin

And the words come back around, around

Ve sözler geri geldi, geri geldi

We going never gotta tell the lions

Asla aslanlara söylemeyeceğiz

Where we’re living

Nerede yaşadığımızı

I could show you demons

Sana şeytanlar gösterebilirdim

Only you could take a minute

Eğer bir dakikan olsaydı

Show me that you’ll be there

Orada olacağını bana göster

When the walls come crashing down

Duvarlar yıkılmaya başladığında

When you’re holding back the words

Sözlerini içinde tuttuğunda

‘Cause you’re afraid of being hurt

Kırılmaktan korktuğun için bunu yapıyorsun

Just let love in

Sadece aşkı kabul et

Just let love in

Sadece aşkı içeri al

Oh, we’re only skin and bone

Ah, biz sadece deri ve kemiğiz

We don’t have to be alone

Bizim yalnız olmamıza gerek yok

Just let love in

Sadece aşkı davet et

Just let love in

Sadece aşkı davet et

I, I, I, I, I, I just let love in

Ben, ben, ben.. aşkı kabul ettim

Just let love in

Sadece aşkı kabul et

James Arthur – Can I Be Him?

James Arthur Can I Be Him? Türkçe Çevirisi

You walked into the room

Odaya yürüdün

And now my heart has been stolen

Ve şimdi kalbim çoktan çalınmış durumda

You took me back in time to when I was unbroken

Beni kırık olmadığım bir zamanda aldın

Now you’re all I want

Şimdi tek istediğim sensin

And I knew it from the very first moment

Ve ilk andan beri biliyordum

Cause a light came on when I heard that song

Çünkü o şarkıyı duyduğumda bir ışık gördüm

And I want you to sing it again

Ve tekrar söylemeni istiyorum

I swear that every word you sing

Yemin ederim, söylediğin her sözde

You wrote them for me

Bana yazdığını hissediyorum

Like it was a private show

Sanki özel bir şovmuş gibi

But I know you never saw me

Ama biliyorum, sen beni hiç görmedin

When the lights come on and I’m on my own

Işıklar geldi ve ben yalnızdım

Will you be there to sing it again

Söylemek için tekrar orada olacak mısın?

Could I be the one you talk about in all your stories

Hikayelerinde anlattığın ben olabilir miydim?

Can I be him

Ben o olabilir miyim?

I heard there was someone but I know he don’t deserve you

Biri olduğunu duydum, ama o seni hak etmiyor

If you were mine I’d never let anyone hurt you

Eğer benim olsaydın kimsenin seni kırmasına izin vermezdim

I wanna dry those tears, kiss those lips

Gözlerini silmek istiyorum, dudaklarını öpmek istiyorum

It’s all that I’ve been thinking about

Şimdiye kadar hep bunu düşündüm

Cause a light came on when I heard that song

Çünkü o şarkıyı duyduğumda bir ışık gördüm

And I want you to sing it again

Ve tekrar söylemeni istiyorum

I swear that every word you sing

Yemin ederim söylediğin her sözü

You wrote them for me

Bana yazmışsın gibi hissettim

Like it was a private show

Sanki özel bir şovmuş gibi

But I know you never saw me

Ama sen beni hiç görmedin

When the lights come on and I’m on my own

Işıklar açıldı ve ben yalnızdım

Will you be there to sing it again

Söylemek için tekrar orada olacak mısın?

Could I be the one you talk about in all your stories

Hikayelerinde bahsettiğin o kişi olabilir miyim?

Can I be the one

O kişi olabilir miyim?

Can I be the one

O kişi olabilir miyim?

Can I be the one

O kişi olabilir miyim?

Oh, can I, can I be him

Ah, olabilir miyim? O olabilir miyim?

Won’t you sing it again

Tekrar söylemeyecek misin?

Oh, when you sing it again

Ah, tekrar söylediğinde

Can I be him

O olabilir miyim?

Won’t you sing it again

Tekrar söylemeyecek misin?

Oh, when you sing it again

Ah, tekrar söylediğinde

Can I be him

O olabilir miyim?

I swear that every word you sing

Yemin ederim söylediğin her sözde

You wrote them for me

Bana yazmışsın gibi hissettim

Like it was a private show

Sanki özel bir şovmuş gibi

But I know you never saw me

Ama biliyorum, sen beni hiç görmedin

When the lights come on and I’m on my own

Işıklar açıldı ve ben yalnızdım

Will you be there, will you be there

Orada olacak mısın? Orada olacak mısın?

Can I be the one you talk about in all your stories

Hikayelerinde bahsettiğin o kişi olabilir miyim?

Can I be him

O olabilir miyim?

Can I be him

O olabilir miyim?

Can I be him

O olabilir miyim?

Can I be him

O olabilir miyim?

James Arthur – Recovery Türkçe Çevirisi

James Arthur – Recovery Çevirisi

I don’t want to play this game no more
Bu oyunu daha fazla oynamak istemiyorum
I don’t wanna play it
Bunu oynamak istemiyorum
I don’t want to stay ’round here no more
Buralarda daha fazla kalmak istemiyorum
I don’t wanna stay here
Burada kalmak istemiyorum
Like rain on a Monday morning
Bir Pazartesi sabahı yağmuru gibi
Like pain that just keeps on going on
Sadece devam eden acı gibi

Look at all the hate they keep on showing
Sergilemeye devam ettikleri tüm şu nefrete bak
I don’t want to see that
Bunu görmek istemiyorum
Look at all the stones they keep on throwing
Atmaya devam ettikleri tüm şu taşlara bak
I don’t want to feel that
Bunu hissetmek istemiyorum
Like Sun that will keep on burning
Yakmaya devam edecek güneş gibi
I used to be so discerning, oh
Bu kadar anlayışlı olmaya alışıktım,

In my recovery
Benim iyileşmemde
I’m a soldier at war
Ben savaştaki bir askerim
I have broken down walls
Duvarları yıktım
I defined
Ben belirledim
I designed
Ben tasarladım
My recovery
İyileşmemi

In the sound of the sea
Denizin sesinde
In the oceans of me
İçimdeki okyanusda
I defined
Ben belirledim
I designed
Ben tasarladım
My recovery
İyileşmemi

Keep soaring,
Yükselmeye devam et
Keep song-writing
Şarkı yazmaya devam et
My recovery
Benim iyileşmem
And I can hear the choirs keep on singing
Ve koroların şarkı söylemeye devam ettiklerini duyabiliyorum
Tell me what they’re saying
Bana onların ne söylediklerini söyle
And I can hear the phone
Ve telefonu duyabiliyorum
It keeps on ringing
Çalmaya devam ediyor
I don’t want to answer
Cevaplamak istemiyorum
I know that I used to listen
Biliyorum dinlemeye alışığım
And I know I’ve become dismissive
Ve biliyorum önemsemez olmaya başladım

James Arthur – You’re Nobody ’til Somebody Loves You Türkçe Çevirisi

James Arthur – You’re Nobody ’til Somebody Loves You Çevirisi

Long gone and fallen down
Epeydir gidiyorum ve düşüyorum
But I’m loving how it taste
Ama bunun tadını seviyorum
I look around for desire love run away
Tutku için bakınıyorum kaçmayı seviyorum
Hold back we’re falling down
Tedbirli ol düşüyoruz
And I show you how it breaks
Sana ona nasıl ara verildiğini göstereceğim
If I can give it
Onu verebilirsem
I’ll take it
Onu alacağım
All of the way
Bütün yolu

And I’ve got a lot of love tonight, babe
Bu gece çok fazla sevgiye sahibim, bebeğim

You’re nobody ’til somebody loves you
Biri seni sevene dek hiçkimsesin
It’s hard times when nobody wants you
Kimsenin seni istemediği zamanlar zordur
Fill in my cup, don’t ever stop coming
Doldur kupamı, sakın gelmekten vazgeçme
Get over top, I’ll make it hard running
Zirveyi aş, koşmayı zorlaştıracağım

The cold start coming down
Soğuk önemsizleşmeye başlıyor
I was way above the place
Ben o yerin daha yukarısındaydım
I wear it all for the day
Tüm bunları o gün için giydim
Now the day comes for me
Şimdi o gün benim için geliyor

When I look back we’re falling down
Geriye baktığımda biz düşüyoruz
You live with a break
Bir molayla yaşıyorsun
You always give it, I take it
Sen her zaman mola verdin, bense aldım
All the way,
Yol boyunca

We’ve still got so much to love, babe
Hâla sevmek için çok şeye sahibiz, bebeğim

You’re nobody ’til somebody loves you
Biri seni sevene dek hiçkimsesin
It’s hard times when nobody wants you
Kimsenin seni istemediği zamanlar zordur
Fill in my cup, don’t ever stop coming
Doldur kupamı, sakın gelmekten vazgeçme
Get over top, I’ll make it hard running
Zirveyi aş, koşmayı zorlaştıracağım

You’re nobody ’til somebody loves you
Biri seni sevene dek hiçkimsesin
It’s hard times when nobody wants you
Kimsenin seni istemediği zamanlar zordur
Fill in my cup, don’t ever stop coming
Doldur kupamı, sakın gelmekten vazgeçme
Get over top, I’ll make it hard running
Zirveyi aş, koşmayı zorlaştıracağım

Don’t you stop
Sakın durma
I am ready lady
Ben hazırım
Don’t you stop
Sakın durma
Take what’s close to me
Bana yakın olanı al
I am ready lady
Ben hazırım

You’re nobody ’til somebody loves you
Biri seni sevene dek hiçkimsesin
It’s hard times when nobody wants you
Kimsenin seni istemediği zamanlar zordur
Fill in my cup, don’t ever stop coming
Doldur kupamı, sakın gelmekten vazgeçme
Get over top, I’ll make it hard running
Zirveyi aş, koşmayı zorlaştıracağım

You’re nobody ’til somebody loves you
Biri seni sevene dek hiçkimsesin
It’s hard times when nobody wants you
Kimsenin seni istemediği zamanlar zordur
Fill in my cup, don’t ever stop coming
Doldur kupamı, sakın gelmekten vazgeçme
Get over top, I’ll make it hard running
Zirveyi aş, koşmayı zorlaştıracağım

James Arthur – New Tattoo Türkçe Çevirisi

James Arthur – New Tattoo Çevirisi

Under my skin, beneath my fingertips
Cildimin altında,parmakuçlarımın altında
You slip and slide away
Sessizce çekip gittin
Let me begin to understand how you operate in such a calculated way
Böylesine hesaplanmış bir yolla nasıl çalıştığını anlamaya başlamama izin ver
Before today, I didn’t know if I’d make it
Bugüne kadar, yapıp yapamayacağımı bilmiyordum
But now it’s all making sense
Ama şimdi hepsi anlam kazanıyor

Yeah, yeah
Evet, evet

I wear you like a new tattoo
Seni yeni bir dövme gibi giyiyorum
The design, the desire, I don’t wanna remove
dizayni, arzuyu kaldırmak istemiyorum
You’re the kind of thing that I could love forever
Sen sonsuza kadar sevebileceğim türden bir şeysin
I wear it like a new tattoo
Bunu yeni bir dövme gibi giyiyorum
And I’ll be so happy that I’m stuck with you
Ve sana bağlandığım için çok mutlu olacağım
And we cannot deface in any weather
Ve hiçbir iklimde silinmeyeceğiz

Da, da, da, da

And do you ever look in the mirror
Ve sen hiç aynaya bakıyor musun
Oh, and not know who you are, or know where you going
Oh, ve kim olduğunu bilmiyor musun ya da nereye gittiğini
Oh, and before today
Oh, bugüne kadar
I didn’t know if I’d make it
Yapıp yapamayacağımı bilmiyordum
But now it’s all making sense
Ama şimdi hepsi anlam kazanıyor

Yeah, yeah
Evet, evet

I wear you like a new tattoo
Seni yeni bir dövme gibi giyiyorum
The design, the desire, I don’t wanna remove
dizayni, arzuyu kaldırmak istemiyorum
You’re the kind of thing that I could love forever
Sen soznsuza kadar sevebileceğim türden birşeysin
I wear it like a new tattoo
Bunu yeni bir dövme gibi giyiyorum
And I’ll be so happy that I’m stuck with you
Ve sana bağlandığım için çok mutlu olacağım
And we cannot deface in any weather
Ve hiçbir iklimde silinmeyeceğim

And I was so lost, and I was so lost, in this world
Ve öylesine kaybolmuştum, ve öylesine kaybolmuştum ki bu dünyada
With no place, and no purpose, no
Yersiz ve amaçsız
Blowing up, and I will get bigger, never high
hiçbir patlama yok,ve ben dahada büyüyeceğim, asla yükselmeyeceğim

Run a fire, the harder we’ll love
Bir ateş yakıyorum, daha sıkı sevdikçe

I wear you like a new tattoo
Seni yeni bir dövme gibi giyiyorum
And I’ll be so happy that I’m stuck with you
Ve sana bağlandığım için çok mutlu olacağım
And we cannot deface in any weather
Ve hiçbir iklim bizi silemeyecek

I wear you like a new tattoo
Seni yeni bir dövme gibi giyiyorum
And I’ll be so happy that I’m stuck with you
Ve sana bağlandığım için çok mutlu olacağım
And we cannot deface in any weather
Ve hiçbir iklim bizi silemeyecek

Any weather, any weather, any weather
Hiçbir iklim, hiçbir iklim, hiçbir iklim

James Arthur – Supposed To Türkçe Çevirisi

James Arthur – Supposed To Çevirisi

I should’ve known better
Daha iyisini bilmeliydim
Than to ever
Herseyden once
Look to heaven questioning
Cennet sorgusuna bak
Whether I’ve found it
Eger bulduysam

Put it up, sounded
Sakince yukari koy
Better than it lookedi
Simdi onceden daha iyI bak

Now I’m your friend
Simdi senin arkadasinim
Yeah, yeah
I’m stuck in this dead end
Bu son olumde kibirliyim

And all these words, they come too late
Bu kelimeler, cok gec geliyorlar
You could never compensate
Asla telafi edemedin
For this pain, oh
Bu aci icin

(Chorus)
I should’ve said it all when I was close to you
Her seyi sana yakinken soylemeliydim
I should’ve said it all when I was close to you
Her seyi sana yakinken soylemeliydim
Like I was supposed to do
Boyle yapmam gerekirdi
Like I was supposed to do
Boyle yapmam gerekirdi
I should’ve known better than to be pacified
Sakinlestikten sonra daha iyi bilmeliydim
Now you just pass me by
Simdi sadece beni geciyorsun
I’m stumbling through this life like a man with no sight
Ben tamamen engelim, bu hayattta gorusu olmayan adam gibi
No sight
Gormek yok
Yeah, oh
Like a man that lost his fight
Kavgayi kaybetmis bi adam gibi

And all these words, they come too late
Bu kelimeler cok gec geliyor
You could never compensate
For this pain
Bu aci icin

(Chorus)
I should’ve said it all when I was close to you
Her seyi sana yakinken soylemeliydim
I should’ve said it all when I was close to you
Her seyi sana yakinken soylemeliydim
Like I was supposed to do
Boyle yapmam gerekirdi
Like I was supposed to do
Boyle yapmam gerekirdi
It’s too late
Cok gec
The hands of fate
Kaderin ustundeki eller
Oh the hands of fate yeah
Kaderin ustundeki eller
Just won’t wait
Sadece beklemeyecek
No, it just won’t wait
Beklemeyecek
No, it just won’t wait
Hayir beklemeyecek
Help me change
Sans bana yardim et
Help me change, help me change
Sans bana yardim et
It’s too late
Cok gec
The hands of fate
Kaderdeki eller
Just won’t wait
Beklemeyecek
No, it just won’t wait
Hayir o beklemeyecek
No, it just won’t wait
Hayir o beklemeyecek
Help me change
Sans bana yardim et
Help me change, help me change
Sans bana yardim et

(Chorus)
I should’ve said it all when I was close to you
Her seyi sana yakinken soylemeliydim
I should’ve said it all when I was close to you
Her seyi sana yakinken soylemeliydim
Like I was supposed to do
Boyle yapmam gerekirdi
Like I was supposed to do
Boyle yapmam gerekirdi