Kategori arşivi: B

Black Sabbath – Planet Caravan

Black Sabbath Planet Caravan Türkçe Çevirisi

We sail through endless skies

Stars shine like eyes

The black night sighs

The moon in silver trees

Falls down in tears

Light of the night

The earth, a purple blaze

Of sapphire haze

In orbit always

While down below the trees

Bathed in cool breeze

Silver starlight breaks down the night

And so we pass on by the crimson eye

Of great God mars

As we travel the universe

—————–

karavan gezegeni

sonsuz göklere yelken açtık

yıldızlar gözler gibi parlıyordu

karanlık gece iç çekiyor

gümüş ağaçlara asılı ay

gözyaşları gibi döküyordu

gecenin ışığını

dünyaya, safir bir pusun

mor alevi gibi

her zaman yörüngede olan

ağaçların altında

hafif esintide yıkanırken

gümüş yıldızışığı deliyordu geceyi

ve böylece biz de yüce tanrı Mars’ın

alev saçan gözlerinden kaçabildik

evrenin etrafında seyahat ederken.

Blutengel – Reich Mir Die Hand

Blutengel Reich Mir Die Hand Türkçe Çevirisi

Reich Mir Die Hand – Bana Elini Ver(Uzat)

Einsam irrst du durch die kalte Nacht,

auf der Suche nach Unendlichkeit.

Getrieben von der Gier die in dir wächst und

deine Seele Stück für Stück zerstören will.

Soğuk gecede yalnız dolaşıp,

sonsuzluğu ararken.

Aşırı açgözlülüğün büyüyerek,

ruhunu parça parça etmek istiyor.

Die Vernunft und dein Verstand sie schwinden,

du siehst du Welt nur noch in dunklen Farben.

Für dich hat jetzt und hier die Jagd begonnen,

das Blut des Schicksals klebt an deinen Händen.

Bu sebepten aklındaki düşünceler kaybolur,

ve sen dünyayı sadece koyu renkleriyle görürsün.

Burada senin için başlamakta olan avda,

kanın kaderinin ellerinde.

Reich mir die Hand, unsere Welt wird brennen.

Der Zweifel und die Angst werden im Feuer untergehn.

Reich mir die Hand, unsere Welt soll brennen,

unser Stolz und unser Blut in alle Ewigkeit vereint.

Bana elini ver, dünyamız yanacak,

şüphe ve korkuda bu yangında yok olacak.

Bana elini ver, dünyamız yanmak zorunda,

bizim gururumuz ve kanımız sonsuza kadar beraber olacak.

Spürst du die Kraft, spürst die neue Freiheit?

Geboren aus dunkler Vergangenheit.

Die Erinnerung an dein altes Leben,

verblasst im Schatten einer neuen Zeit.

Gücü hissedebiliyor musun, hissedebiliyor musun yeni özgürlüğü ?

karanlık geçmişten doğan.

Eski yaşamındaki hatıralar,

yeni çağın gölgesinde soluyor.

Die Vernunft und dein Verstand sie schwinden,

du siehst du Welt nur noch in dunklen Farben.

Für dich hat jetzt und hier die Jagd begonnen,

das Blut des Schicksals klebt an deinen Händen.

Bu sebepten aklındaki düşünceler kaybolur,

ve sen dünyayı sadece koyu renkleriyle görürsün.

Burada senin için başlamakta olan avda,

kanın kaderinin ellerinde.

Reich mir die Hand, unsere Welt wird brennen.

Der Zweifel und die Angst werden im Feuer untergehn.

Reich mir die Hand, unsere Welt soll brennen,

unser Stolz und unser Blut in alle Ewigkeit vereint

Bana elini ver, dünyamız yanacak,

şüphe ve korkuda bu yangında yok olacak.

Bana elini ver, dünyamız yanmak zorunda,

bizim gururumuz ve kanımız sonsuza kadar beraber olacak.

çeviri Ozie’ye aittir…

Blutengel – Reich Mir Die Hand

Blutengel Reich Mir Die Hand Türkçe Çevirisi

Reich Mir Die Hand – Bana Elini Ver(Uzat)

Einsam irrst du durch die kalte Nacht,

auf der Suche nach Unendlichkeit.

Getrieben von der Gier die in dir wächst und

deine Seele Stück für Stück zerstören will.

Soğuk gecede yalnız dolaşıp,

sonsuzluğu ararken.

Aşırı açgözlülüğün büyüyerek,

ruhunu parça parça etmek istiyor.

Die Vernunft und dein Verstand sie schwinden,

du siehst du Welt nur noch in dunklen Farben.

Für dich hat jetzt und hier die Jagd begonnen,

das Blut des Schicksals klebt an deinen Händen.

Bu sebepten aklındaki düşünceler kaybolur,

ve sen dünyayı sadece koyu renkleriyle görürsün.

Burada senin için başlamakta olan avda,

kanın kaderinin ellerinde.

Reich mir die Hand, unsere Welt wird brennen.

Der Zweifel und die Angst werden im Feuer untergehn.

Reich mir die Hand, unsere Welt soll brennen,

unser Stolz und unser Blut in alle Ewigkeit vereint.

Bana elini ver, dünyamız yanacak,

şüphe ve korkuda bu yangında yok olacak.

Bana elini ver, dünyamız yanmak zorunda,

bizim gururumuz ve kanımız sonsuza kadar beraber olacak.

Spürst du die Kraft, spürst die neue Freiheit?

Geboren aus dunkler Vergangenheit.

Die Erinnerung an dein altes Leben,

verblasst im Schatten einer neuen Zeit.

Gücü hissedebiliyor musun, hissedebiliyor musun yeni özgürlüğü ?

karanlık geçmişten doğan.

Eski yaşamındaki hatıralar,

yeni çağın gölgesinde soluyor.

Die Vernunft und dein Verstand sie schwinden,

du siehst du Welt nur noch in dunklen Farben.

Für dich hat jetzt und hier die Jagd begonnen,

das Blut des Schicksals klebt an deinen Händen.

Bu sebepten aklındaki düşünceler kaybolur,

ve sen dünyayı sadece koyu renkleriyle görürsün.

Burada senin için başlamakta olan avda,

kanın kaderinin ellerinde.

Reich mir die Hand, unsere Welt wird brennen.

Der Zweifel und die Angst werden im Feuer untergehn.

Reich mir die Hand, unsere Welt soll brennen,

unser Stolz und unser Blut in alle Ewigkeit vereint

Bana elini ver, dünyamız yanacak,

şüphe ve korkuda bu yangında yok olacak.

Bana elini ver, dünyamız yanmak zorunda,

bizim gururumuz ve kanımız sonsuza kadar beraber olacak.

çeviri Ozie’ye aittir…

Blutengel – Reich Mir Die Hand

Blutengel Reich Mir Die Hand Türkçe Çevirisi

Reich Mir Die Hand – Bana Elini Ver(Uzat)

Einsam irrst du durch die kalte Nacht,

auf der Suche nach Unendlichkeit.

Getrieben von der Gier die in dir wächst und

deine Seele Stück für Stück zerstören will.

Soğuk gecede yalnız dolaşıp,

sonsuzluğu ararken.

Aşırı açgözlülüğün büyüyerek,

ruhunu parça parça etmek istiyor.

Die Vernunft und dein Verstand sie schwinden,

du siehst du Welt nur noch in dunklen Farben.

Für dich hat jetzt und hier die Jagd begonnen,

das Blut des Schicksals klebt an deinen Händen.

Bu sebepten aklındaki düşünceler kaybolur,

ve sen dünyayı sadece koyu renkleriyle görürsün.

Burada senin için başlamakta olan avda,

kanın kaderinin ellerinde.

Reich mir die Hand, unsere Welt wird brennen.

Der Zweifel und die Angst werden im Feuer untergehn.

Reich mir die Hand, unsere Welt soll brennen,

unser Stolz und unser Blut in alle Ewigkeit vereint.

Bana elini ver, dünyamız yanacak,

şüphe ve korkuda bu yangında yok olacak.

Bana elini ver, dünyamız yanmak zorunda,

bizim gururumuz ve kanımız sonsuza kadar beraber olacak.

Spürst du die Kraft, spürst die neue Freiheit?

Geboren aus dunkler Vergangenheit.

Die Erinnerung an dein altes Leben,

verblasst im Schatten einer neuen Zeit.

Gücü hissedebiliyor musun, hissedebiliyor musun yeni özgürlüğü ?

karanlık geçmişten doğan.

Eski yaşamındaki hatıralar,

yeni çağın gölgesinde soluyor.

Die Vernunft und dein Verstand sie schwinden,

du siehst du Welt nur noch in dunklen Farben.

Für dich hat jetzt und hier die Jagd begonnen,

das Blut des Schicksals klebt an deinen Händen.

Bu sebepten aklındaki düşünceler kaybolur,

ve sen dünyayı sadece koyu renkleriyle görürsün.

Burada senin için başlamakta olan avda,

kanın kaderinin ellerinde.

Reich mir die Hand, unsere Welt wird brennen.

Der Zweifel und die Angst werden im Feuer untergehn.

Reich mir die Hand, unsere Welt soll brennen,

unser Stolz und unser Blut in alle Ewigkeit vereint

Bana elini ver, dünyamız yanacak,

şüphe ve korkuda bu yangında yok olacak.

Bana elini ver, dünyamız yanmak zorunda,

bizim gururumuz ve kanımız sonsuza kadar beraber olacak.

çeviri Ozie’ye aittir…

Bon Jovi – Happy Now

Bon Jovi Happy Now Türkçe Çevirisi

Happy Now – Artık Mutlu

What would you say to me

Bana ne derdin

If I told you I had a dream

Sana bir rüya gördüğümü söyleseydim

If I told you everything

Sana her şeyi söyleseydim

Would you tell me to go back to sleep

Bana uykuya geri dönmemi söyler miydin

Take a look in these tired eyes

Şu yorgun gözlere bir bak

They’re coming back to life

Hayata dönüyorlar

I know I can change

Biliyorum değişebilirim

Got hope in my veins

Damarlarımda umut var

I’m telling you I ain’t going back to the pain

Söylüyorum sana, acıya geri dönmeyeceğim

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Can I let my breath out?

Nefes verebilir miyim?

Let me believe

Bırak inanayım

I’m building a dream

Bir hayal inşa ediyorum

Don’t try to drag me down

Beni perişan etmeye çalışma

I just want to scream out loud

Sadece bağırmak istiyorum

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Been down on my knees

Hep diz çökmüştüm

I learned how to bleed

Nasıl kanayabilirim öğrendim

I’m turnin’ my world around

Dünyamı tersine çeviriyorum

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Can I break free somehow?

Bir şekilde serbest kalabilir miyim?

I just want to live again

Sadece tekrar yaşamak istiyorum

Love again

Tekrar sevmek

Pick my pride up off of the ground

Gururumu yerlerden topladım

I’m ready to pick a fight

Kavga çıkarmaya hazırım

Crawl out of the dark to shine a light

Bir ışık gibi parlamak için karanlıktan sürünerek çıktım

I ain’t throwing stones

Taş atmıyorum

Got sins of my own

Kendi günahlarım var

Ain’t everybody just trying to find a way home?

Herkes evine giden yolu bulmaya çalışmıyor mu?

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Can I let my breath out?

Nefes verebilir miyim?

Let me believe

Bırak inanayım

I’m building a dream

Bir hayal inşa ediyorum

Don’t try to drag me down

Beni perişan etmeye çalışma

I just want to scream out loud

Sadece bağırmak istiyorum

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Been down on my knees

Hep diz çökmüştüm

I learned how to bleed

Nasıl kanayabilirim öğrendim

I’m turnin’ my world around

Dünyamı tersine çeviriyorum

You’re born then you die

Doğarsın, sonra ölürsün

It’s all gone in a minute

Bir dakika içinde her şey biter

I ain’t looking back

Arkama bakmıyorum

Cause I don’t want to miss it

Çünkü özlemek istemiyorum

You better live now

Şimdi yaşasan iyi edersin

Cause no one’s going to get out alive, alive

Çünkü kimse sağ çıkamayacak

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Can I let my breath out?

Nefes verebilir miyim?

Let me believe

Bırak inanayım

I’m building a dream

Bir hayal inşa ediyorum

Don’t try to drag me down

Beni perişan etmeye çalışma

I just want to scream out loud

Sadece bağırmak istiyorum

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Been down on my knees

Hep diz çökmüştüm

I learned how to bleed

Nasıl kanayabilirim öğrendim

I’m turnin’ my world around

Dünyamı tersine çeviriyorum

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

I’m turnin’ my world around

Dünyamı tersine çeviriyorum

Can I be happy now?

Artık mutlu olabilir miyim?

Bon Jovi – Learn to Love

Bon Jovi Learn to Love Türkçe Çevirisi

Learn to Love – Sevmeyi Öğren

I have run from the truth

Gerçekten kaçtım durdum

Since the days of my misspent youth

Boşa harcadığım gençliğimden beri

I was hungry for kindness

İyiliğe açtım

I was lost in life’s blindness

Hayatın körlüğü içinde kaybolmuştum

When you’re born without wings

Kanatsız olarak doğduğunda

All you dream of all you want

Tek hayal ettiğin, tek istediğin

Is that feeling of flying

O uçma hissiydi

Of rising and climbing

Yükselme ve tırmanma

Halle Halle, we’re one breath away

Şükürler olsun, bir nefes uzaklıktayız

Halle Halle, from our judgement day

Şükürler olsun, kıyamet günümüzden koruyana

You leave it all on the table

Hepsini masada bırakıyorsun

If you lose or you win

Kazansan da kaybetsen de

You’ve got to learn to love

Sevmeyi öğrenmen gerek

The world you’re living in

Yaşadığın dünyayı

Always thought I’d die young

Hep genç öleceğimi düşünürdüm

In these hands I’ve held the gun

Bu ellerle silah tuttum

But it’s too late for dying

Ama artık ölmek için çok geç

Now there’s nothing worth hiding

Artık saklamaya değecek bir şey yok

I’ve lost love, lived with shame

Sevgiyi kaybettim, utançla yaşadım

I was humbled by my fall from grace

Gözden düştüm ve gururum kırıldı

On the steps of decision

Karar aşamalarında

It’s revenge or forgiveness

Ya intikam ya affetmek

Halle Halle, we’re one breath away

Şükürler olsun, bir nefes uzaklıktayız

Halle Halle, from our judgement day

Şükürler olsun, kıyamet günümüzden koruyana

You leave it all on the table

Hepsini masada bırakıyorsun

If you lose or you win

Kazansan da kaybetsen de

You’ve got to learn to love

Sevmeyi öğrenmen gerek

The world you’re living in

Yaşadığın dünyayı

Halle Halle

Şükürler olsun

Halle Halle

Şükürler olsun

Halle Halle, we’re one breath away

Şükürler olsun, bir nefes uzaklıktayız

Halle Halle, from our judgement day

Şükürler olsun, kıyamet günümüzden koruyana

You leave it all on the table

Hepsini masada bırakıyorsun

If you lose or you win

Kazansan da kaybetsen de

You’ve got to learn to love

Sevmeyi öğrenmen gerek

The world you’re living in

Yaşadığın dünyayı

Halle Halle

Şükürler olsun

And that’s how it is

Bu iş böyle

You’ve got to learn to love

Sevmeyi öğrenmen gerek

The world you’re living in

Yaşadığın dünyayı

Halle Halle

Şükürler olsun

Halle Halle

Şükürler olsun

Halle Halle

Şükürler olsun

Bob Marley – I Shot The Sheriff

Bob Marley I Shot The Sheriff Türkçe Çevirisi

I shot the sheriff

But I didnt shoot no deputy, oh no! oh!

I shot the sheriff

But I didnt shoot no deputy, ooh, ooh, oo-ooh.)

Yeah! all around in my home town,

Theyre tryin to track me down;

They say they want to bring me in guilty

For the killing of a deputy,

For the life of a deputy.

But I say:

Oh, now, now. oh!

(I shot the sheriff.) – the sheriff.

(but I swear it was in selfdefence.)

Oh, no! (ooh, ooh, oo-oh) yeah!

I say: I shot the sheriff – oh, lord! –

(and they say it is a capital offence.)

Yeah! (ooh, ooh, oo-oh) yeah!

Sheriff john brown always hated me,

For what, I dont know:

Every time I plant a seed,

He said kill it before it grow –

He said kill them before they grow.

And so:

Read it in the news:

(I shot the sheriff.) oh, lord!

(but I swear it was in self-defence.)

Where was the deputy? (oo-oo-oh)

I say: I shot the sheriff,

But I swear it was in selfdefence. (oo-oh) yeah!

Freedom came my way one day

And I started out of town, yeah!

All of a sudden I saw sheriff john brown

Aiming to shoot me down,

So I shot – I shot – I shot him down and I say:

If I am guilty I will pay.

(I shot the sheriff,)

But I say (but I didnt shoot no deputy),

I didnt shoot no deputy (oh, no-oh), oh no!

(I shot the sheriff.) i did!

But I didnt shoot no deputy. oh! (oo-oo-ooh)

Reflexes had got the better of me

And what is to be must be:

Every day the bucket a-go a well,

One day the bottom a-go drop out,

One day the bottom a-go drop out.

I say:

I – I – I – I shot the sheriff.

Lord, I didnt shot the deputy. yeah!

I – I (shot the sheriff) –

But I didnt shoot no deputy, yeah! no, yeah!

———————–

(Ahh,Hayır! yardımcısı yerine

Şerif’e ateş ettim

Ahh,Hayır! yardımcısı yerine

Şerif’e ateş ettim )

Evet ! kasabadaki evimin etrafını sardılar

İzimi sürerek bulmaya çalışıyorlar beni

Şerif yardımcısının

Hayatına katleden

Suçluyu bulana para verceklerini söylüyorlar

Fakat ben ise tekrarlıyorum :

Ahh,artık,artık !

( Şerifi – ( Şerifi çoktan vurdum )

( Fakat yemin ederim sadece kendimi savunuyordum.)

Ahh,hayır !

Tanrım ! – şerifi vurduğumu itiraf ediyorum

( Ve ölüm cezası verceklerini söylüyorlar )

Evet !..

Şerif John Brown herzaman benden nefret ederdi

Ne için,bilmiyorum :

Her zaman bitki tohumu ekerdim,

O ise yetişmeden öldürüceğini söylerdi

Hepsini.

Ve böylece :

Haberlerde okudum :

( Şerifi vurduğumu ) Ah,tanrım !

( Yemin ederim sadece kendimi savunuyordum.)

Peki Şerifi vurduğumu itiraf ettiğimde

Yardımcısı neredeydi?

( Yemin ederim sadece kendimi savunuyordum.)

Bir gün özgürlüğüme kavuşmuştum

Ve şehir dışına çıkmıştım,

Birden şerif John Brown’u gördüm

Beni vurmayı hedefliyordu

O yüzden ona ateş ettim – ateş ettim ve

Eğer suçluysam bunun bedelini ödüyeceğimi söyledim.

( Ahh,Hayır! yardımcısı yerine

Şerif’e ateş ettim )

( Fakat yemin ederim sadece kendimi savunuyordum.)

( Ahh,Hayır! yardımcısı yerine

Şerif’e ateş ettim ) onu vurdum.

İstem dışı olması benim için daha iyi

Zaten başka nasıl olmalıydı ki?

Hergün bardakdan boşalırcasına yağmur yağıyor,

Bir gün burayı terkedeceğim,

Terkedeceğim

Tanrım,yardımcısı yerine

Şerif’e ateş ettim

Yardımcısı yerine

Şerif’e ateş ettim,onu vurdum..

Beseech – Lost

Beseech Lost Türkçe Çevirisi

Lost in myself, I cannot feel

Control I aim, I stumble and fall

Believing you, that’s why I loose

Emotionless, I’m falling apart

Reaching for you but falling through

Confused I am, I’m loosing ground

Embraced by you in my own mind

Holding on to the sweet beliefs

Calling out my own reality,

Screaming out all my fears

Overwhelmed by all insanity,

Sacrificed a thousand tears

Calling out in pain my weaknesses,

Fighting to get back whole

Overwhelmed by madness,

Lost in the darkness of my soul

Woke up alone, but in my heart

You were there whispering my name

Wanna go back to the same old place

Where we belonged until death do us part

I close my eyes and numb my heart

Wish for sleep but only face my truth

Embraced by you in my own mind

Holding on to the sweet beliefs

Calling out my own reality,

Screaming out all my fears

Overwhelmed by all insanity,

Sacrificed a thousand tears

Calling out in pain my weaknesses,

Fighting to get back whole

Overwhelmed by madness,

Lost in the darkness of my soul

—————–

kayıp

kendimde kayboldum, hissedemiyorum

amacımı belirleyemiyorum, tökezliyor ve düşüyorum

sana inanıyorum ve bu yüzden kaybediyorum

duygusuzca, parçalara ayrılıyorum

sana ulaşmaya çalışıyorum ama düşüyorum

başım dönüyor, yere çarpıyorum

zihnimde sana sarılmış duruyorum

küçük umutlara tutunuyorum

kendi gerçekliğimden uzaklaşıyorum

bütün korkularımı haykırıyorum

cinnet kuşatmış etrafımı

binlerce gözyaşı kurban etmişim

kendi güçsüzlüğümün ortasında acıyla inliyorum

kaybettiklerimi geri kazanmak için savaşıyorum

delilik kuşatmış etrafımı

ruhumun karanlığında kaybolmuşum

yalnız uyandım, ama kalbimde

sen vardın ve adımı fısıldıyordun

eski yerime geri dönmek istiyorum

ölüm bizi ayırana dek ait olageldiğimiz yere

gözlerimi kapatıyor ve ruhumu uyuşturuyorum

uyumak istiyorum ama yalnızca gerçeğimle yüzleşebiliyorum

zihnimde sana sarılmış duruyorum

küçük umutlara tutunuyorum

kendi gerçekliğimden uzaklaşıyorum

bütün korkularımı haykırıyorum

cinnet kuşatmış etrafımı

binlerce gözyaşı kurban etmişim

kendi güçsüzlüğümün ortasında acıyla inliyorum

kaybettiklerimi geri kazanmak için savaşıyorum

delilik kuşatmış etrafımı

ruhumun karanlığında kaybolmuşum.

Bon Jovi – Live Before You Die

Bon Jovi Live Before You Die Türkçe Çevirisi

Live Before You Die – Ölmeden Önce Hayatını Yaşa

I was a little boy of 9 years old

9 yaşında küçük bir çocuktum

The whole world in my hands

Tüm dünya avuçlarımdaydı

Trying to toss that ball across the yard

O topu avlu boyunca fırlatmaya çalışırdım

A game of catch with my old man

Babamla birbirimize topu atıp tutardık

He would always say I’m sorry

Hep üzgünüm derdi

Every time he had to leave

Her gitmek zorunda kaldığında

And I was much too young to understand

Ve anlayamayacak kadar gençtim

When he would say to me

Bana şöyle dediğinde

When you’re young you always think

Gençken her zaman sanırsın ki

The sun is gonna shine

Güneş her zaman parlayacak

There will come a day

Bir gün gelecek

When you have to say hello to goodbye

Veda etmeye merhaba diyeceksin

Sit down son come take my hand

Otur evlat ve elimi tut

Look me in the eye

Gözümün içine bak

Take these words, promise me

Bu sözleri iyi dinle ve bana söz ver

You’ll live before you die

Ölmeden önce hayatını yaşayacaksın

I was barely seventeen summer of seventy-nine

1979’un yazında neredeyse 17 yaşındayım

Already I was feeling like I was running out of time

Zamanımın tükendiğini hissetmeye başlamıştım bile

I had this girl we fell in love

Aşık olduğum bir kıza sahiptim

Or should I say that she had me

Daha doğrusu o bana sahipti

Then one fateful night changed our lives

Sonra kaderin yanımızda olduğu bir akşam hayatlarımızı değiştirdi

And made a memory

Ve bir hatıra bıraktı

When you’re young you always think

Gençken her zaman sanırsın ki

The sun is gonna shine

Güneş her zaman parlayacak

There will come a day

Bir gün gelecek

When you have to say hello to goodbye

Veda etmeye merhaba diyeceksin

She laid me down she took my hand

Yanıma uzandı ve elimi tuttu

And looked me in the eye

Ve gözümün içine baktı

And just before she kissed me she said

Beni öpmeden hemen önce dedi ki

You got to live before we die, live before you die

Ölmeden önce hayatımızı yaşamalıyız, ölmeden önce hayatını yaşa

You learn to love to live

Yaşamayı sevmeyi öğrenirsin

You fight and you forgive

Kavga edersin sonra affedersin

You learn what’s wrong and right

Neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenirsin

You live before you die

Ölmeden önce hayatını yaşarsın

I made mistakes, I caught some breaks

Hatalar yaptım, fırsatlarım oldu

But I got not regrets

Ama hiç pişman değilim

There’s things I don’t remember

Hatırlamadığım şeyler var

But one thing I don’t forget

Ama unutmadığım bir şey var

When you’re young you always think

Gençken her zaman sanırsın ki

The sun is gonna shine

Güneş her zaman parlayacak

One day you’re gonna have to say hello to goodbye

Bir gün veda etmeye merhaba diyeceksin

Shout it out let someone somewhere

Bağır tüm gücünle ve birinin

Know that you’re alive

Hayatta olduğunu bilmesini sağla

Take these words wear them well

Bu sözlerime güven ve sakın unutma

Live before you die

Ölmeden önce hayatını yaşa

Live before you die, hey!

Ölmeden önce hayatını yaşa

Live before you die

Ölmeden önce hayatını yaşa

You learn to love to live

Yaşamayı sevmeyi öğrenirsin

You fight and you forgive

Kavga edersin sonra affedersin

You face the darkest night

Kapkaranlık geceyle yüzleşirsin

Just live before you die

Sadece ölmeden önce hayatını yaşa

Brandon Heath – Give Me Your Eyes

Brandon Heath Give Me Your Eyes Türkçe Çevirisi

Looked down from a broken sky

Parçalı gökyüzünden aşagı baktım

Traced out by the city lights

Şehir ışıklarıyla dışarıyı izledim

My world from a mile high

Bir mil yüksekten benim dünyam

Best seat in the house tonight

Bu gece evdeki en iyi koltuk

Touched down on the cold black top

Soğuk siyah zirveye indim

Hold on for the sudden stop

Ani bir duruş için bekledim

Breath in the familiar shock of confusion and chaos

Karışıklığın ve kaosun bilindik şoku için bir soluk aldım

All those people going somewhere,

Tüm bu insanlar biryerlere gidiyor

Why have I never cared?

Neden hiç umursamadım?

Chorus:

Nakarat:

Give me your eyes for just one second

Sadece bir saniyeliğine bana gözlerini ver

Give me your eyes so I can see everything that I keep missing

Kaybettiğim herşeyi görebilmem için bana gözlerini ver

Give me your love for humanity

İnsanlık için bana aşkını ver

Give me your arms for the broken hearted

Kırılmış kalbim için bana kollarını ver

Ones that are far beyond my reach.

Ulaşmam için çok uzaklarda olanlar

Give me your heart for the ones forgotten

Unutulmuş olanlar için bana kalbini ver

Give me your eyes so I can see

Görebilmem için bana gözlerini ver

Yeah

Yeah

Step out on a busy street

İşlek sokaktan dışarı çıktım

See a girl and our eyes meet

Bir kız gördüm ve gözlerimiz buluştu

Does her best to smile at me

Bana gülümsemek için elinden geleni yapar

To hide what’s underneath

Altta olanı gizlemek için

There’s a man just to her right

Onun sağında bir adam var

Black suit and a bright red tie

Siyah takım elbiseli ve parlak kırmızı kravatlı

Too ashamed to tell his wife

Karısına söylemek çok utanç verici

He’s out of work

O işsiz

He’s buying time

Zaman satın alıyor

All those people going somewhere

Tüm bu insanlar biryere gidiyor

Why have I never cared?

Neden hiç umursamadım?

Chorus

I’ve Been there a million times

Milyonlarca kez orda bulundum

A couple of million eyes

Milyonlarca çift göz

Just moving past me by

Sadece hareket etmek için geçiyorum

I swear I never thought that I was wrong

Yemin ederim hatalı olduğumu hiç düşünmedim

Well I want a second glance

İkinci bir bakış istiyorum

So give me a second chance

Bana ikinci bi şans ver

To see the way you see the people all along

En başından beri insanları senin bakış acından görebilmem için

Chorus (x2)

Nakarat(x2)

Chorus

[In Background]

Give me your eyes!

Bana gözlerini ver

Lord give me your eyes!

Efendim bana gözlerini ver

Everything, I keep missing

Kaybediyor oldugum herşey

Give me your arms!

Bana kollarını ver

For the broken hearted!

Kırık kalbim için

Give me your arms,

Bana kollarını ver

Lord, give me your eyes

Bana gözlerini ver