Beyonce – Rather Die Young Türkçe Çevirisi

Beyonce – Rather Die Young Çevirisi

Boy you’ll be the death of me
Oğlum benim ölümüm olacaksın
You’re my James Dean
Sen benim James Dean’imsin
You make me feel like I’m seventeen
Beni 17 yaşındaymışım gibi hissettiriyorsun
You drive too fast, you smoke too much
Hızlı sürersin, çok fazla sigara içersin
But that don’t mean a thing
Ama bunlar bi anlam ifade etmiyor
’cause i’m addicted to the rush
Çünkü ben heyecana bağımlıyım

‘Cause I rather die young
Çünkü genç ölmeyi tercih ederim
Than live my life without you
Hayatımı sensiz yaşamaktansa
I rather not live at all
Hiç yaşamamayı tercih ederim
Than live my life without you
Sensiz yaşamaktansa

You know i’ve been in love before
Daha önce aşık olduğumu biliyorsun
You’re the first one ever seen
Ama gördüğüm ilksin
That burns like gasoline
Benzin gibi yakan
So light a match, turn off the lights
Öyleyse bir kibrit çak ve ışıkları kapa
I’m holding on to you
Sana tutunuyorum
’cause this might be a last night, oh
Çünkü bu son gece olabilir

‘Cause I rather die young
Çünkü genç ölmeyi tercih ederim
Than live my life without you
Hayatımı sensiz yaşamaktansa
I rather not live at all
Hiç yaşamamayı tercih ederim
Than live my life without you
Sensiz yaşamaktansa

What i’m telling you
Sana göylediğim şey:
I’m giving you my life, it’s in your hands
Sana hayatımı veriyorum, ellerinde
And what i’m gonna do
Ve yapacağım şey
Is be a woman and you can be a man
Bi kadın olmak ve sen de erkeğim olabilirsin
And I wanna say
Ve söylemek istiyorum
Nobody understands what we’ve been through
Kimse yaşadıklarımızı anlayamaz
I rather give up everything
Herşeyi bırakmayı tercih ederim
Than to live my life without you
Hayatımı sensiz yaşamaktansa

Oh!
Oh!

‘Cause I rather die young
Çünkü genç ölmeyi tercih ederim
Than live my life without you
Hayatımı sensiz yaşamaktansa
I rather not live at all
Hiç yaşamamayı tercih ederim
Than live my life without you
Sensiz yaşamaktansa

David Guetta – Without You (ft. Rosie Rogers) Türkçe Çevirisi

David Guetta – Without You (ft. Rosie Rogers) Çevirisi

Watcha think I was gonna do
Ne yapacağımı sanıyordun
pack my things and leave without you
Eşyalarımı toplayıp sensiz gideceğimi mi
How many times I’ve gotted prove I’m not leaving without you
Sensiz gitmeyeceğimi sana kaç kez kanıtladım
Watcha think I was gonna do
Ne yapacağımı sanıyordun
pack my things and leave without you
Eşyalarımı toplayıp sensiz gideceğimi mi
How many times I’ve gotted prove I’m not leaving without you
Sensiz gitmeyeceğimi sana kaç kez kanıtladım
I’m not going anywhere (x2) Baby
Hiçbir yere gitmiyorum (x2) bebeğim
Without you, without you, without you, without you..
sen olmadan, sen olmadan, sen olmadan, sen olmadan..

(What you gonna do)
(ne yapacaksın)

You’ve got me…?
Beni elde ettin�?
stab my face to find…?
if you wait for me
eğer beni beklersen
then look behind you
o zaman arkana bak
I’m gonna find you
seni bulacağım
Did you .. want to
sen� ister miydin
pack my thing. I won’t to leave without you
eşyalarımı toplamayı. Sensiz gitmeyeceğim
Just how many times am I gonna hate you
senden kaç kez nefret edeceğim

Watcha think I was gonna do
Ne yapacağımı sanıyordun
pack my things and leave without you
Eşyalarımı toplayıp sensiz gideceğimi mi
How many times I’ve gotted prove I’m not leaving without you
Sensiz gitmeyeceğimi sana kaç kez kanıtladım
Watcha think I was gonna do
Ne yapacağımı sanıyordun
pack my things and leave without you
Eşyalarımı toplayıp sensiz gideceğimi mi
How many times I’ve gotted prove I’m not leaving without you
Sensiz gitmeyeceğimi sana kaç kez kanıtladım

You … face subscribe to
Sen� karşı koydun
And I can fake..
Ve ben hile yapabilirim

… find you
� seni buldu
Did you really thing that I was going to
Gerçekten eşyalarımı toplayıp
pack my things and leave without you
Sensiz gideceğimi düşündün mü
watch me fly…
Beni izle uçuyorum
keep on keep on keep on proving that
ispatlamaya devam et, devam et

Watcha think I was gonna do
Ne yapacağımı sanıyordun
pack my things and leave without you
Eşyalarımı toplayıp sensiz gideceğimi mi
How many times I’ve gotted prove I’m not leaving without you
Sensiz gitmeyeceğimi sana kaç kez kanıtladım
Yeah, yeah, Yeah

I’m not going anywhere (x2) Baby
Hiçbir yere gitmiyorum (x2) bebeğim
Without you, without you, without you, without you..
sen olmadan, sen olmadan, sen olmadan, sen olmadan..

David Guetta – Night Of Your Life (ft. Jennifer Hudson) Türkçe Çevirisi

David Guetta – Night Of Your Life (ft. Jennifer Hudson) Çevirisi

[Jennifer Hudson]
Boy I see ya, looking at me
Oğlum seni görüyorum, bana bakıyorsun
I feel your eyes on me, like you gotta have me
Gözlerini üstümde hissediyorum, bana sahip olmalıymışsın gibi
Watching every move, like it’s for you
Her hareketi izliyorsun, senin içinmiş gibi
You can’t help it, you’re attracted like a magnet
Buna yardım edemezsin, sen bir mıknatıs gibi çektin
My love ain’t easy
Benim aşkım kolay değil
You gon’ have to put in some work
Birkaç işi yoluna koyman lazım
You can’t buy me a drink, thinking I’mma fall for your flirt
Beni bir içkiyle kandıramazsın, senin kurların için öleceğimi düşünüyorsun
You gotta make it right
Bunu gerçekleştirmelisin
If you wanna go spend some time
Eğer gidip biraz zaman harcamak istiyorsan
You gotta raise the bar tonight
Bu gece barı ayağa kaldırmalısın

[Chorus]
Love me, baby treat me right
Sev beni, bebeğim bana doğru davran
Make it eternity and not only one night
Bunu sonsuz yap ve sadece bir gece değil
If you love me til the end of time
Eğer beni sonsuza kadar seveceksen
Then I will promise you the night of your life
O zaman sana hayatının gecesi için söz vereceğim

So now love me, baby treat me right
Yani şimdi sev beni, bebeğim bana doğru davran
And we’ll be riding it from morning til midnight
Ve biz bunu sabahtan gece yarısına kadar sürdüreceğiz
If you love me til the end of time
Eğer beni sonsuza kadar seveceksen
Then I will promise you the night of your life
O zaman sana hayatının gecesi için söz vereceğim
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat

[Jennifer Hudson]
I could have ya, if I wanted to
Sana sahip olabilirdim, eğer isteseydim
Down on one knee, in front of me where them bells ringing
Tek dizinin üstüne çök, önümde çanların çaldığı yerde
I could claim ya, be your savior
Sana sahip çıkabilirdim, kurtarıcın olurdum
Wrap your heart inside of these arms and you’ll never leave
Kalbini bu kollarla ört ve asla bırakma
I could have your hands tied, round my body all up on me
Kollarını bağlı tutabilirdim, tüm vücudumun etrafında
Boy you’ll be stuck to me, if I wanted with no release
Oğlum bana yapışacaksın, eğer serbest bırakmak istemeseydim
I’ll have you begging, wishing; now I give a piece
Seni yalvartacağım, dileteceğim; şimdi sana bir parça verdim
Baby you’ll never be the same
Bebeğim asla aynı olmayacaksın

[Chorus]
Love me, baby treat me right
Sev beni, bebeğim bana doğru davran
Make it eternity and not only one night
Bunu sonsuz yap ve sadece bir gece değil
If you love me til the end of time
Eğer beni sonsuza kadar seveceksen
Then I will promise you the night of your life
O zaman sana hayatının gecesi için söz vereceğim

So now love me, baby treat me right
Yani şimdi sev beni, bebeğim bana doğru davran
And we’ll be riding it from morning til midnight
Ve biz bunu sabahtan gece yarısına kadar sürdüreceğiz
If you love me til the end of time
Eğer beni sonsuza kadar seveceksen
Then I will promise you the night of your life
O zaman sana hayatının gecesi için söz vereceğim
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat

[Bridge]
Taller than a mountain, deeper than the sea
Bir dağdan daha uzun, denizden daha derin
You’re boiling hot for me babe, one hundred degrees
Benim için kavruluyorsun bebeğim, yüz derecede
I want you to love me like your favorite dream
Beni favori rüyanmış gibi sevmeni istiyorum
Let’s make tonight a reality…
Hadi bu gece bir hakikat yapalım…

[Chorus]
So now love me, baby treat me right
Yani şimdi sev beni, bebeğim bana doğru davran
And we’ll be riding it from morning til midnight
Ve biz bunu sabahtan gece yarısına kadar sürdüreceğiz
If you love me til the end of time
Eğer beni sonsuza kadar seveceksen
Then I will promise you the night of your life
O zaman sana hayatının gecesi için söz vereceğim
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat
Night of your life, life, life
Hayatının gecesi, hayat, hayat

Demi Lovato – Get Back Türkçe Çevirisi

Demi Lovato – Get Back Çevirisi

Don’t walk away
Like you always do
This time
-bu kez her zaman yaptığın gibi terk etme

Baby you’re the only thing
That’s been
On my mind
-aklımda olan tek şeysin bebeğim

Ever since you’ve left
beni terk ettiğinden beri
I’ve been a mess
altüst oldum
(You won’t answer)
(Your phone)
-(telefonuna cevap vermeyeceksin)

I’ll say it once
bir kez diyeceğim
And I’ll leave you alone
ve seni yalnız bırakacağım
But I gotta let you know
ama bilmene izin vermeliyim

I wanna get back
To the old days
-eski günlere geri dönmek isityorum
When the phone
Would ring
And I knew it
Was you
-telefon çalınca senin olduğunu bildim

I wanna talk back
And get yelled at
Fight for nothing
Like we used to
-alışkın olduğumuz gibi boşuna kavgada bağırmayı ve karşılık vermeyi istiyorum

Oh, kiss me
öp beni
Like you mean it
anladığın gibi
Like you miss me
özlediğin gibi
Cause I know that you do
çünkü yapacağını biliyorum

I wanna get back
geri dönmek istiyorum
Get back
geri dönmek
With you
seninle

Don’t look at me that way
bu şekilde bana bakma
I see it in your
Eyes
-gözlerinin içinde görüyorum

Don’t worry about me
benim için endişelenme
I’ve been
Fine
iyileştim

I’m not gonna lie
yalan söylemeyeceğim
I’ve been a mess
altüst oldum
Since you’ve left
beni terk ettiğinden beri

And every time I see you
her zaman seni görürüm
It gets more and more
daha ve daha da olur
Intense
aşırı

I wanna get back
To the old days
-eski günlere geri dönmek isityorum
When the phone
Would ring
And I knew it
Was you
-telefon çalınca senin olduğunu bildim

I wanna talk back
And get yelled at
Fight for nothing
Like we used to
-alışkın olduğumuz gibi boşuna kavgada bağırmayı ve karşılık vermeyi istiyorum

Oh, kiss me
öp beni
Like you mean it
anladığın gibi
Like you miss me
özlediğin gibi
Cause I know that you do
çünkü yapacağını biliyorum

I wanna get back
geri dönmek istiyorum
Get back
geri dönmek
With you
seninle

You were the only one
I wanted
-tek istediğim kişi sendin
And you were the first one
I fell for
-aşık olduğum ilk kişiydin

You’re the only one
That I’ve been needing
-ihtiyacım olan tek kişisin
And I don’t want to be
Lonely anymore
-daha fazla yalnız olmak istemiyorum

I wanna get back
To the old days
-eski günlere geri dönmek isityorum
When the phone
Would ring
And I knew it
Was you
-telefon çalınca senin olduğunu bildim

I wanna talk back
And get yelled at
Fight for nothing
Like we used to
-alışkın olduğumuz gibi boşuna kavgada bağırmayı ve karşılık vermeyi istiyorum

Oh, kiss me
öp beni
Like you mean it
anladığın gibi
Like you miss me
özlediğin gibi
Cause I know that you do
çünkü yapacağını biliyorum

I wanna get back
geri dönmek istiyorum
Get back
geri dönmek
With you
seninle

(Get back)
(geri dönmek)
Get back
geri dönmek
(Get back)
(geri dönmek)
Get back
geri dönmek

Oh, kiss me
öp beni
Like you mean it
anladığın gibi
Like you miss me
özlediğin gibi
Cause I know that you do
çünkü yapacağını biliyorum

I wanna get back
geri dönmek istiyorum
Get back
geri dönmek
I wanna get back
geri dönmek istiyorum
Get back
geri dönmek

Elvis Presley – So Glad You’re Mine Türkçe Çevirisi

Elvis Presley – So Glad You’re Mine Çevirisi

My baby’s long and tall,
Bebegim uzun boylu

She’s like a cannonball.
Top mermisi gibi

Say, everytime she loves me,
Her zaman beni sevdiğini söyler

Lordly, you can hear me squall.
Tanrım çığlıklarımı işit

She cried, Ooo-wee.
Ağladı 0oo-wee

I believe I’ll change my mind.
İnanıyorum fikrimi değiştireceğim

She said, “I’m so glad I’m living”.
Hayatımdan çok memnunum dedi.

I cried, “I’m so glad you’re mine”.
Ağlayarak,benim olduğun için çok sevinçliyim dedim.

My baby knows just how
Sadece nasıl olduğunu biliyor

To treat me right.
Beni tedavi etmenin.

Gives me plenty loving
Bana bolca sevgi verir.

Morning, noon, and night.
Sabah,öğlen ve akşam

She cried, Ooo-wee.
Ağladı , oo-wee

I believe I’ll change my mind.
İnanıyorum fikrimi değiştireceğim

She said, “I’m so glad I’m living”.
Hayatımdan çok memnunum dedi.

I cried, “I’m so glad you’re mine”.
Ağlayarak,benim olduğun için çok sevinçliyim dedim.

When my baby does what she does to me,
Bebeğim benim için bir şeyler yaptığında

I climb the highest mountain,
En yüksek dağa tırmanırım

Dive in the deepest sea.
En derin denize dalarım

She cried, Ooo-wee.
Ağladı , oo-wee

I believe I’ll change my mind.
İnanıyorum fikrimi değiştireceğim

She said, “I’m so glad I’m living”.
Hayatımdan çok memnunum dedi.

I cried, “I’m so glad you’re mine”.
Ağlayarak,benim olduğun için çok sevinçliyim dedim.

My baby’s lips are red
Bebeğimin dudakları kırmızı

And sweet like wine,
Ve şarap kadar tatlı

And when she kisses me,
Ve beni öptüğünde

I get high every time.
Her zaman yükselirim

She cried, Ooo-wee.
Ağladı , oo-wee

I believe I’ll change my mind.
İnanıyorum fikrimi değiştireceğim

She said, “I’m so glad I’m living”.
Hayatımdan çok memnunum dedi.

I cried, “I’m so glad you’re mine”.
Ağlayarak,benim olduğun için çok sevinçliyim dedim.

Beyonce – Superpower (Ft. Frank Ocean) Türkçe Çevirisi

Beyonce – Superpower (Ft. Frank Ocean) Çevirisi

[Verse 1]
When the palm of my two hands hold each other
İki elimin avuç içleri birbirini tutunca
That feels different
Farklı hissettriyor,
From when your hands are in mine
Senin elinin, benim elimde olmasından.
That’s just the way it is
Evet böyle oluyor.
And when my voice is screaming out to my own ears
Ve kendi sesim kulaklarıma ulaştığında,
That feels different from when I hear yours
Seninkini duymaktan farklı geliyor.
Now that’s just the way it is
Bu şekilde oluyor.
And when I’m standing in this mirror after all these years
Bu kadar yılın ardından aynanın karşısında durunca
What I’m viewing is a little different
Gördüğüm şey biraz farklı,
From what your eyes show you
Senin gözlerinin sana gösterdiğinden.
I guess I didn’t see myself before you
Senden önce kendimi görmemiştim
Moving forward
İleriye gidiyorum

[Bridge: Beyonce & Frank Ocean]
(Superpower) A subtle power
Süpergüç, gizli bir güç
(Superpower) A tough love
Süpergüç, zorlu bir aşk
(Superpower) Like a shark
Süpergüç, köpekbalığı gibi
(Superpower) Like a bear, a tough love
Süpergüç, ayı gibi, sert bir aşk

[Hook: Beyonce & Frank Ocean]
And I thought the world would move on
Dünyanın devam edeceğini sanmıştım
I thought the world would revolve
Dünyanın dönmeye devam edeceğini düşünmüştüm
Without us, without us, without us
Biz olmadan, biz olmadan, biz olmadan,
But nothing I know could slow us down
Ama bildiğim hiçbir şey bizi yavaşlatamaz
Couldn’t slow us down
Bizi yavaşlatamadı, yavaşlatamadı
I thought I could live without you
Sensiz yaşayabilirim sanmıştım
Cause nothing I know can break us down
Çünkü bildiğim hiçbir şey bizi ayıramaz
They can’t break us down
Bizi ayıramazlar

[Verse 2]
And just like you I can be scared
Ve senin gibi, ben de korkakabilrim
Just like you I hope I’m spared
Senin gibi, umarım kurtulabilirim
But it’s tough love,
Ama bu zor bir aşk
I know you feel it in the air
Biliyorum sen de havada hissediyorsun
Even the babies know it’s there: tough love (superpower)

Beyonce – Hey Ladies Türkçe Çevirisi

Beyonce – Hey Ladies Çevirisi

(Chorus A – 2X)
Hey ladies why is it that men can go do us wrong
hey bayanlar! neden erkekler bize yanlış davranıyor?
Why is it that we just decide to keep holdin’ on
neden biz sadece ilişkiyi dewam ettirmeye karar veriyoruz?
Why is it that we never seem to just have the strength to leave
neden asla ayrılmak için yeterli güce sahip değilmişiz gibi görünüyoruz?
But he’s got to go, he’s got to go
ama onun(Adamın) gitmesi gerek, gitmesi gerek!

My man’s been cheatin’ on me
erkeğim beni aldatıyordu
Been runnin’ round here wit’ this little tenderoni
küçük çıtır sevgilisiyle etrafta geziyordu
And don’t think I haven’t noticed
ve bunu farkettiğimi düşünmedi
He’s been actin’ funny
çok komik (salakça) davranıyordu
Takin’ too long to call me
beni uzun süre aramıyordu
And somebody told me
ve birileri bana söyledi
That the worst thing of it all is that he gave her money
tüm bu olanların en kötüsü de o(erkek), ona(kadına) parasını verdi.

Now how he gon’ give her my ends
nasıl o(erkek,sevgilim), benim sonumu verebilir?
That’s a no, no
bu olmaması gereken birşey
My first reactions telling me he’s got to go, go
bu bana söylendiğinde ilk tepkim; o gitmeli o gitmeli(terketmeli) oldu
But I just ain’t for sure
ama emin değilim..
Should I just let him go
onun gitmesine izin vermeli miyim?
Oh I don’t know
oh, bilmiyorum

(Chorus B)
Yeah he did me wrong
evet o bana yanlış yaptı
But I love him so
ama onu çok seviyorum
I keep holding on
geride tutmaya dewam ediyorum
But he got to go, he got to go
ama onun gitmesi gerek, gitmesi gerek
Thought he was the one
onun doğru kişi olduğunu sanmıştım
But now I don’t know
ama şimdi bilmiyorum
After what he’s done
yaptıklarından sonra
He’s got to go, he’s got to go
onun gitmesi gerek, gitmesi gerek

Hey ladies why is it that men can go do us wrong
hey bayanlar! neden erkekler bize yanlış davranıyor?
Why is it that we just decide to keep holdin’ on
neden biz sadece ilişkiyi dewam ettirmeye karar veriyoruz?
Why is it that we never seem to just have the strength to leave
neden asla ayrılmak için yeterli güce sahip değilmişiz gibi görünüyoruz?
But he’s got to go, he’s got to go
ama onun(Adamın) gitmesi gerek, gitmesi gerek!

You keep rewinding it
bunu geri sarıp duruyorsun
Stoppin’ it and playing yourself over again
bunu durduruyorsun ve kendi kendine tekrar tekrar oynuyorsun
See I’m sick and tired of you doin’ that same old thing
bu aynı eski şeyi yapmandan sıkıldım ve yoruldum artık, anlıyor musun?
Sick of your same routine
senin benzer rutininden sıkıldım
Now you’ve got to come clean
şimdi bana açık olman gerek
Cause it’s killing me
çünkü bu beni öldürüyor

Yeah he did me wrong
evet o bana yanlış yaptı
But I love him so
ama onu çok seviyorum
I keep holding on
geride tutmaya dewam ediyorum
But he got to go, he got to go
ama onun gitmesi gerek, gitmesi gerek
Thought he was the one
onun doğru kişi olduğunu sanmıştım
But now I don’t know
ama şimdi bilmiyorum
After what he’s done
yaptıklarından sonra
He’s got to go, he’s got to go
onun gitmesi gerek, gitmesi gerek

Hey ladies why is it that men can go do us wrong
hey bayanlar! neden erkekler bize yanlış davranıyor?
Why is it that we just decide to keep holdin’ on
neden biz sadece ilişkiyi dewam ettirmeye karar veriyoruz?
Why is it that we never seem to just have the strength to leave
neden asla ayrılmak için yeterli güce sahip değilmişiz gibi görünüyoruz?
But he’s got to go, he’s got to go
ama onun(Adamın) gitmesi gerek, gitmesi gerek!

I just don’t understand
ben sadece anlayamıyorum
You get chance after chance
değişimden sonra (Değişim üzerine) değişiyorsun
And you say that you’ll do right
ve düzgün davranacağını söylüyorsun
But I really do not know if you can
ama bunu yapıp yapamayacağından emin değilim
It’s not in your plans
bu senin planlarında yok
That you’ve shown
sen gösterdin
Can you change, don’t think so
değişebilir misin? hiç sanmıyorum!
Now I gotta let you go
gitmene izin vermeliyim

Got to go-go-go-go-go
gitmesi gerek…
Got to go-go-go-go-go
gitmesi gerek…

Demi Lovato – The Middle Türkçe Çevirisi

Demi Lovato – The Middle Çevirisi

I knew where I was going when you left the room
-Nereye gittiğimi biliyordum sen odadan çıkarken
You’re the kinda guy that makes me want to
-Beni ister yapan bir adamdın
Follow through to you
-Senin için takip etmeyi(izlemeyi)…
I’ve been trying to leave you for the longest time
-Uzunca zamandır senden ayrılmayı denedim
The second that I saw you I just knew I found my right guy
-İkinci seferde de seni gördüm, gerçek adamımı bulduğumu biliyordum sadece.

I like it [x6]
-Bu hoşuma gidiyor.
I wanna crash
-Parçalamak istiyorum
I wanna fall
-Düşmek istiyorum
I wanna be somewhere in the middle.
-Ortada bir yer olmak istiyorum
Somewhere in the middle
-Ortada bir yer
Something
-Birşey

It’s better than nothing
-Bu hiçbir şeyden daha iyi değil
I just need a little
-Biraz ihtiyacım var
I just need a little cuz I
-Sadece biraz ihtiyaç duyuyorum çünkü ben
Don’t wanna be nowhere
-Hiçbir yer olmak istemiyorum
But somethings makin’ me go there
-Ama bazı şeyler oraya gitmemi sağlıyor.
Somewhere in the middle with you
-Seninle birlikte ortada bir yer

I like it [x6]
-Bunu seviyorum.

Losing my direction,
-İdaremi kaybettim
That’s the way it should be
-Bu olması gereken yoldu.
Feeling a connection
-Bir bağlantı hissettim
When you’re standing next to me
-Sen karşımda dururken
I wanna be rolling
-Yuvarlanmak istedim
I just wanna be rolling with you.
-Sadece seninle dönen birşey olmak istedim.

All of the things you say
-Söylediğin herşey
I like it
-Hoşuma gidiyor
Taking me far away
-Beni uzaklara götür
I like it
-Bu hoşuma gidiyor

I wanna crash
-Parçalamak istiyorum
I wanna fall
-Düşmek istiyorum
I wanna be somewhere in the middle.
-Ortada bir yer olmak istiyorum
Somewhere in the middle
-Ortada bir yer
Something
-Birşey

It’s better than nothing
-Bu hiçbir şeyden daha iyi değil
I just need a little
-Biraz ihtiyacım var
I just need a little cuz I
-Sadece biraz ihtiyaç duyuyorum çünkü ben
Don’t wanna be nowhere
-Hiçbir yer olmak istemiyorum
But somethings makin’ me go there
-Ama bazı şeyler oraya gitmemi sağlıyor.
Somewhere in the middle with you
-Seninle birlikte ortada bir yer

Baby you take me
-Bebeğim sen beni aldın
You wanna take me from this crazy
-Bu çılgınlıktan beni almak istedin
Babyyyy
-Bebeğim!
Cuz I just need a little
-Çünkü biraz ihtiyacım var
I just need a little
-Sadece biraz ihtiyaç duyuyorum
Somewhere in the middle with you
-Seninle birlikte ortada bir yere…

CRASH
-PARÇALA!
I wanna fall
-Düşmek istiyorum!
I wanna be somewhere in the middle.
-Ortada bir yer olmak istiyorum!
Somewhere in the middle
-Ortada bir yer!
Something
-Birşey…

It’s better than nothing
-Bu hiçbir şeyden daha iyi değil
I just need a little
-Biraz ihtiyacım var
I just need a little cuz I
-Sadece biraz ihtiyaç duyuyorum çünkü ben
Don’t wanna be nowhere
-Hiçbir yer olmak istemiyorum
But somethings makin’ me go there
-Ama bazı şeyler oraya gitmemi sağlıyor.
Somewhere in the middle with you
-Seninle birlikte ortada bir yer

CRASH
-KIR!
FALL
-DÜŞ!
I like it I like it
-Bu hoşuma gidiyor, hoşuma gidiyor!
Somewhere in the middle with you
-Seninle birlikte ortada bir yer…

Kaynak: Sarkicevirileri.com

Demi Lovato – Lo Que Soy Türkçe Çevirisi

Demi Lovato – Lo Que Soy Çevirisi

Lo Que Soy
Ben
******************
Desde muy niña siempre actue
Con timidez
Con el miedo de decir
Todo de una vez
******************
Küçüklüğümden beri uslu bir kızdım
Birşeyleri söylemekten hep çekindim
******************
Tengo un sueño en mi
Que brillando esta
Lo dejare salir
Por fin tu sabras
******************
Şimdi bir hayalim var içimde
Parıldayan
Onun dışarı çıkmasını sağlayacağım
Ve sonunda sen de bileceksin
******************
Lo que soy, es real
Soy exactamente la que debo ser hoy
Deja que la luz, brille en mi
Ahora si, se quien soy
No hay manera de ocultar
Lo que siempre he querido ser
Lo que soy
******************
Kimim ben? Gerçeğim
Nasıl olmam gerekiyorsa öyleyim
İzin ver ışık parlasın üzerimde
Şimdi biliyorum kim olduğumu
Gizlemem gereken hiçbirşey yok
Her zaman olmak istediğim kişiyim
Her zaman olmak istediğim kişi
******************
Sabes lo que es estar
En esta oscuridad
Con un sueño de alcanzar
Ser estrella y brillar
Si parece estar
Tan lejos hoy de aqui
Tengo que creer
En mi
Solo asi sabre
******************
Karanlıkta olmanın nasıl birşey olduğunu bilirsin
Peşinden gitmek istediğin bir hayalle birlikte
Yıldız olup parlamak
Çok uzaklar da olsa bile
İnanmalıyım kendime
Ancak inanırsam yapabilirim
******************
Lo que soy, es real
Soy exactamente la que debo ser hoy
Deja que la luz, brille en mi
Ahora si, se quien soy
No hay manera de ocultar
Lo que siempre he querido ser
Lo que soy
Lo que soy
******************
Kimim ben? Gerçeğim
Nasıl olmam gerekiyorsa öyleyim
İzin ver ışık parlasın üzerimde
Şimdi biliyorum kim olduğumu
Gizlemem gereken hiçbirşey yok
Her zaman olmak istediğim kişiyim
Her zaman olmak istediğim kişi
******************
Eres esa voz que habita en mi
Por eso estoy cantando
Quiero encontrarte
Voy a encontrarte
******************
Sen içimde yaşayan sessin
Bu yüzden şarkı söylüyorum
Seni bulmak istiyorum
Bulacağım seni
******************
Eres lo que falta en mi
Cancion dentro de mi
Quiero encontrarte
Voy a encontrarte
******************
Sen benim eksik parçamsın
İçimdeki şarkısın
Seni bulmak istiyorum
Bulacağım seni
******************
Lo que soy, es real
Soy exactamente la que debo ser hoy
Deja que la luz, brille en mi
No hay manera de ocultar
Lo que siempre he querido ser
Lo que soy
Lo que soy
******************
Kimim ben? Gerçeğim
Nasıl olmam gerekiyorsa öyleyim
İzin ver ışık parlasın üzerimde
Şimdi biliyorum kim olduğumu
Gizlemem gereken hiçbirşey yok
Her zaman olmak istediğim kişiyim
Her zaman olmak istediğim kişi

Demi Lovato – That’s How You Know Türkçe Çevirisi

Demi Lovato – That’s How You Know Çevirisi

How does she know that you love her?
-Onu sevdiğini nasıl biliyor?
How do you show her you love her?
-Onu sevdiğini nasıl gösteriyorsun?
How does she know that you really, really, truly, love her?
-Gerçekten, içten onu sevdiğini nasıl biliyor?

It’s not enough to take the one you love for granted
-Hissettiği aşkı sana vermesi yeterli değil ki
You must remind her or she’ll be inclined to say
-Ona hatırlatmalısın ya da o söylemeye meyilli kalır sonunda.

How do I know, he loves me?
-Nasıl bilirim, onun beni sevdiğini?
How do I know, he’s mine?
-Benim olduğunu nasıl bilirim ki?
Does he leave a little note to tell you, you are on his mind?
-Sana söylemek için bir not bırakır mı, onun aklında mısın?
Send you yellow flowers when the sky is gray?
-Gökyüzü gri olduğunda ona sarı çiçekler yollar mısın?

He’ll find a new way to show you, a little bit everyday.
-Sana göstermek için yeni bir yol bulacak, her gün biraz daha…
That’s how you know, that’s how you know, he’s your love.
-Böyle bilirsin, onun senin aşkın olduğunu…

Everybody wants to live happily ever after
-Herkes hep mutlu yaşamak ister
Everybody wants to know true love is true
-Herkes gerçek aşkın gerçek olduğunu bilmek ister

How do you know, he loves you?
-Nasıl bilirsin, onun seni sevdiğini?
How do you know, he’s yours?
-Nasıl bilirsin, onun senin olduğunu?
Does he take you out dancing just so he can hold you close?
-Sadece kendine yakın tutabilmek için mi sana dansta eşlik ediyor?
Dedicate a song with words meant just for you?
-Sadece sena söylenen kelimelerle dolu şarkıyı sana mı ithaf ediyor?

He’ll find his own way to tell you, with the little things he’ll do
-Sana göstermek için kendi yolunu bulacak, yapacağı küçük şeylerle.
That’s how you know, that’s how you know, he’s your love.
-Böyle bilirsin işte, böyle bilirsin, onun senin aşkın olduğunu.

He’s your love
-O senin aşkın.
How do you know?
-Nasıl bilirsin?
How do you know?
-Nasıl bilirsin?

How does she know that you love her?
-Onu sevdiğini nasıl biliyor?
How do you show her you love her?
-Onu sevdiğini nasıl gösteriyorsun?
How does she know that you really, really, truly, love her?
-Gerçekten, içten onu sevdiğini nasıl biliyor?

That’s how you know he’s true
-Onun doğru olduğunu bilirsin
Because he’ll wear your favorite color just so he can match your eyes.
-Çünkü sadece gözlerinle uyum sağlamak için favori rengini giyer.
Rent a private picnic by the fire glow, oh.
-Özel bir gezinti hazırla, kor haline gelen ateşlerle….

His heart will be yours forever, something everyday will show
-Kalbi sonsuza dek senin, her gün bir şeyler olacak
That’s how you know, that’s how you know
-Böyle bilirsin, işte böyle bilirsin
That’s how you know, that’s how you know, he’s your love
-İşte böyle bilirsin, anlarsın onun senin aşkın olduğunu.